Reklam
  • Reklam
Ne kaldı maziden!...
Reklam
Birsen Alkan Dinç

Birsen Alkan Dinç

Ne kaldı maziden!...

17 Eylül 2021 - 10:12 - Güncelleme: 17 Eylül 2021 - 14:55

"Biz Allah deyip, çalışırız !..."

Ahi EVRÂN 

Aslında mazide kalan, Türk kültür tarihine derin izler bırakan şahsiyetlerin, öğretilerini yaşattığımız taktirde ; bugünümüze de ışık tutacağı bir gerçektir.

AHİ EVRÂN, sosyo- ekonomik hayatın düzenlenmesi ve geliştirilmesinde, Anadolulu Türklerinin eğitiminde ve dönemin siyasi yapısına yön vermede önde giden şahsiyetlerden birisidir.

Gerçek adı; Nasırüddin Mahmud el Hoyi olan Ahi Evran ( 1171-1261) tarihleri arasında yaşamıştır.

Azarbeycan 'ın Hoy kasabasında doğar ve ilk eğitimini orada tamamlar. Daha sonra, Maveraünnehir bölgesinde Horasan'a giderek eğitim hayatına devam eder. Ünlü alimlerden Fahreddin Râzi ve hükemâdan ; fen, matematik, edebiyat, Kuran- ı Kerim, tefsir ve hadis dersleri alır.

Gençlik yıllarında, pozitif ilimlerde kendisini geliştirirken, aynı zamanda da AHMED YESEVİ'nin talebelerinden tasavvuf dersleri almaktadır.

Mutasavvıfların buluşma ve olgunlaşma yeri olarak kabul edilen Bağdat'a gider, olgunlaşıp, kendisini yetiştirir.

Halifenin kurmuş olduğu , Fütüvvet (kardeşlik) teşkilâtına girer.Fütüvvet teşkilatında edindiği çevre ve kazandığı bilgiler, O'na Anadolu' da Ahi Teşkilâtını kurmasında da öncülük edecektir.

Kardeşliği, dürüst çalışmayı, iş ve ticaret hayatında sağlanacak disiplin ve birlikle daha güçlü olunabileceğini; yaşayarak ve çalışarak öğrenmiştir.

Madde ve mânâ âleminin sırları ile donanan Ahi Evran, aynı zamanda bir zânâat ehlidir.

Debbağlık ( dericilik) , O'nun geçim kaynağı olup ; eğitimini tamamladıktan sonra iş ve ticaretin yoğun olduğu Anadolu'da, Kayseri iline gelerek ,mesleğini sürdürmeye başlar.

Anadolu'nun ,Türklere Vatan olma sürecinde , yerleşik düzene geçen Türkler; göçer hayatın, bozkırın çocukları ve savaşçı ruhları ile yeni bir düzene alışmak zorundaydı.

Otoritesini kaybeden Bizans halkından geride kalan Rum halkı, iş ve ticaret hayatını elinde tutmaya devam ediyor ve azınlık haklarını da kullanarak, kendilerine göre ticari bir tavır sergiliyordu.

Anadolu Türkleri , dıştan gelen Moğol baskısı ve içte ticareti elinde tutan Rum halkının tehditleri altında , yeni yurtlarını , Vatanlaştırıyordu !...

Kayseri'de ilk teşkilâtlanma çabalarını ortaya koyan Ahi EVRÂN, ticarete, ekonomiye ve siyasete yön verecek, Ahi Teşkilâtını kurar.

Türk'e has bir teşkilatlanma vardır.

Dürüstlük, cömertlik, çalışkanlık, yardımseverlik, konukseverlik ve birlik olma ana unsurlarıdır.

Anadolu Halkını ve zânâat ehlini eğitirken, Ahi EVRÂN der ki ;

" Harama bakma, haram yeme, haram içme.

Doğru, sabırlı, dayanıklı ol.

Yalan söyleme...

Büyüklerinden önce söze başlama.

Kimseyi kandırma.

Kanâatķâr ol.

Dünya malına tamah etme.

Yanlış ölçme, eksik tartma.

Kuvvetli ve üstün durumda iken, affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil.

Kendin muhtaç iken bile, başkalarına verecek kadar cömert ol."

Bu ses, daha sonraları Konya'da yankılanacak ve Devlet idaresinde etkin olacaktır...

Ahi Evran daha sonra bir süre Denizli'de bulunacak , sonra da Kırşehir'de Ahilik kültür ve töresini tüm Anadolu halkına yaymaya devam edecektir.

Ahi Evran'ın Anadolu'da şekillendirdiği Ahi Teşkilâtının amacını; İlim ve bilgiyi insanlığın hizmetine sunmak,Pozitif ilmin, sanatın ve zânâatların üstün bir disiplinle yaygınlaşmasını temin ederek, üretimi artırmayı hedeflemek şeklinde, günümüz koşullarına göre yeniden tanımlayabiliriz.

Ahiliğin bir meslek kuruluşu olmanın ötesinde ; Türk Milletinin kadim kültürünü, ahlâki, dini, değerlerini yaşatan, toplumda huzur ve barışı temin eden, sosyo- ekonomik yapıyı, adaletle düzenleyen bir teşkilât olarak kültür tarihimize altın harflerle yazıldığını düşünüyorum.

Asırlardır, Türk Milleti ayakta durma gücünü de bu disiplin ve kültüre borçlu değil mi ?

Çağımızın insanlığa dayattığı, iş, üretim, ticaret, iktisadi ve politik konularda uygulanan, haksız ve acımasız rekâbet ortamında ;Ahi geleneği ve anlayışına daha çok ihtiyacımız olduğuna inanıyorum !...

Orta çağın karanlıklarını aydınlatan, Adaleti tesis eden anlayış; bugün de hayat bulduğu taktirde, kirlenen Dünya' yı temizleyecektir...

Saygılarımla...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar