Reklam
  • Reklam
On bardak suya etlekmek        
Mehmet Baykan

Mehmet Baykan

On bardak suya etlekmek        

30 Aralık 2020 - 12:39

“On bardak su içene etlekmek söyleyeceğim.” dedi bakırcı ustasının yeğeni olan kalfa. Gevraki Hanı’nda bakır levhaları çekiçleyip bardak, güğüm yapan, usta olma yolunda ter döken çıraklara, diğer kalfalar bu çok cazip teklife balıklama atlamışlardı. Öyle ya ustanın öğle yemekleri için verdiği yirmi beş kuruş, çeyrek ekmek ile helva veya zeytine ancak yetiyordu. Hele içlerinden üvey ana elinde doğru dürüst karnı doymayan iri cüsseli olanı yarım ekmek ile ancak doyduğundan katıkçının bedava verdiği tuza ekmek basarak ancak doyuyordu. İçlerinden sadece bir tanesi on bardak suyu içebildi midesi dolup taşarcasına.

Tahta merdivenli Necatibey Mektebi’nde ilk okulu bitirir bitirmez hemşehrilerinden sanatkarlığı ile nam salmış bakırcı Hasan Usta’nın yanında çırak olma şansını elde etmiş ve solak kullandığı çekici her kaldırıp indirişinde ateşi harlandıran, körüğü her asılışında çalışkanlığı ile göze batan biri vardı. Şımarık yeğen kalfa “Tamam iddiayı kazandın, etlekmeği söylüyorum.” deyince çalışkan çırak hemen itiraz etti. “Dur bakalım.” dedi. “Baş aşağı sallansam su dökülecek yere. Şimdi nasıl yiyeceğiz yarın söylersin.” deyince ertesi gün etlekmek vaadi yerine getirildi.

Çırak, usta olduktan sonra kendi dükkanını açtı, askere gitti geldi, evlendi, çoluk çocuk sahibi oldu. O yıllarda Zindankale’de kurulan Muhacir Pazarı’nda zeytin, pirinç sattı kardeşleriyle. Öğretmen Evleri’nde bakkal dükkanı açtılar; temiz bir iş olsun diyerek. Bakırcılığı bırakıp Aziziye Camisi’nin kıble tarafında attarlığa başladılar derken yıllar yılları kovaladı. “Allah çalışana verir.” cümlesinden çalıştıkça kazandı kazandıkça çalıştı ama laf açıldığında bir hatıra olarak bu olayı hep anlatsa da bir etlekmek için on bardak su içmek zorunda kalışını hiç unutmamıştı.

Yıllar sonra vefatından birkaç zaman önce çarşıda bir eski dost züccaciyecinin dükkanında denk geliverdi zamanın şımarık kalfası. Hal hatır sordular birbirlerine. Kalfa bir devlet dairesinden emekli olmuştu. “Vakit geçirmek için her gün dolmuşa binip çarşıya geliyorum, dükkanda bir iki bardak çay içip Aziziye, Kapı Camileri’nde öğle namazını kılıp geri eve gidiyorum” dedi. Dünün çırağı, bugünün tüccarı: “Şimdi canına okuyacağım işte! İntikam saati geldi.” dercesine gürledi. “Yav arkadaş her gün her gün sen bu dükkanı niye meşgul ediyorsun! Müşteri gelir paralı parasız. Borcu olan gelir ödemeye. Sana devletten aylık, milletten sağlık! Esnaf dükkanında sivri sinek bile yük olur. Meşgul etme bir daha burayı” deyiverdi

 

Adamcağız neye uğradığını şaşırmış bir şekilde başından aşağı on bardak kaynar su dökülmüşçesine kalktı gitti dükkandan. Daha kapıdan çıkar çıkmaz dükkan sahibi: “Hay Allah razı olsun Zeki Dayı!” dedi. “Benim yapmak isteyip yapamadığımı sen yaptın.”

Ona da anlattı çıraklık günlerinde yaşadıkları hikayeyi ve haydi dedi: “Bolu Lokantası’na etlekmek yemeye gidelim, dükkana kalfa baksın biz gelene kadar.”

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar