Reklam
  • Reklam
Renkli dünya!
BİLGE YILMAZ

BİLGE YILMAZ

Renkli dünya!

01 Haziran 2020 - 18:14

Görebiliyor olmak müthiş bir duygu kuşkusuz. Çok özel, önemli ve güzel bir duyu hepimiz için. Hayatımıza renk katmak için var sanki.

Peki sadece gözleriyle mi görür insan? Yani gözümüzün gördüğü yeterli mi her zaman?

Konuyu şöyle açayım; çevremize bakışlarımızı şekillendiren kavramlar, göze hitap etmesine göre değerlendirilen insanlar söz konusu. " Ye kürküm ye ! " mentalitesi...

Ben bu konunun sadece renk kısmına değinmek istedim bugün...

Ten renginden kıyafetlere kadar şekilciliğin arşa çıktığı renkli dünya!

Malumunuz dünya gündeminden ırkçılık olayları eksik olmuyor, birileri kendi rengini, ırkını üstün görüp diğer renkli insanlara ikinci sınıf insan muamelesi yapıyor, doğuştan suçluymuş gibi davranıyor. Şekilciliğin bu kadar acımasız boyutta olması korkunç.

Peki ya özel hayat... Kişiler ideal eşlerini kafalarında belirlerken ten rengi, saç rengi, göz rengi belirleyecek kadar ileri gidip, önemli değil ama olursa da fena olmaz diyecek kadar sıradanlaştırıyorlar şekilciliği. Sonra da amaaann huyu güzel olsuna dönüyor idealler. Bu ideal renkler aşağılayıcı değil mi? Olmadığı biri gibi görünmeye çalışması için psikolojik baskı uygulayıp, sonra da olduğun gibi görün diyecek kadar küstahlaşabiliyor insanlar maalesef.

Gelelim kılık kıyafette renk meselesine. Ruh halini yansıtan renkler, fiziksel özelliklere uygun renkler... Çoğaltmak mümkün... Ve sinir bozucu. Siyah ve beyaz renk değil malum, daha ilkokul ortaokul sıralarında öğretiyorlar. Peki neden bu kadar anlam yükleniyor? Örneğin siyah; fit biri giyince özgüveni yüksek, cesur, şık olurken biraz toplu biri giyince kilolarını saklıyor oluyor, dekolteli siyah bir elbise şık, göz alıcı oluyorken tesettürlü birinin siyahı kullanması kara çarşaflı, peçeli hatta irticacı olarak görülebiliyor. Çok renkli giyinen birine cıvıl cıvıl diyenler de var çok dikkat çekiyor diyenler de. Beyaz ferahlık yaz, siyahsa karanlık yas rengi oluyor nedense. Halbuki bunlar sadece kumaş, aslolan da örtünmek/giyinmek, yani çıplak dolaşmamak. Şekilcilik o kadar tehlikeli bir hastalık ki, beraberinde gösteriş merakına boğup, ruhsuz, boş, sadece göze hitap eden varlıklara dönüştüreceği kesin.

Unutmayalım ki bütün bunlar doğanın yansıması, renklerini kopyaladığımız doğa Yaradanın kusursuzluğunun bir örneği sadece. Bizler kusurlu varlıklarız ve çoğu zaman çeşitliliğin öneminin ve güzelliğinin farkında değiliz. Yağmur bulutlarının rengine bakıp kasvetli diyor ardından yağan yağmurla keyiflenip toprak kokusunu içimize çekiyoruz. Açan çiçeklerle keyiflenip canlanıyor solduklarında ya hüzünleniyoruz ya da arkamızı dönüp gidiyoruz. Aslında sorun biziz! Her zamanki gibi...

Lafın özü; sadece gözüyle bakanın algılayacağı da o kadar olur!

 

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • D.A.K
    1 ay önce
    Gönlüne sağlık ne güzel anlatmışsın tane tane vâr olasın ablacım

Son Yazılar