Sağ olsunlar, bizim siyasetçiler bizleri şaşırtmaya ve ters köşe yapmaya çok yetenekliler.
Yıllarca “Devletin başına Devlet gelecek” diye köylerde, kasabalarda, şehirlerde gırtlağımız yırtılırcasına bağırdığımız Sn. Bahçeli, “Erdoğan cumhurbaşkanı olmalı” sevdasında ve önerisinde. Sanki MHP’de ve Ülkücü toplumda Cumhurbaşkanı olacak yetenekte kimse yokmuş gibi.
Bu yetmiyormuş gibi şimdilerde de bir “Apo” sevgisi türedi.
Önce “Umut hakkı” dedi. Yetmedi “gelsin TBMM’de Dem gurubunda konuşsun” dedi. Bu çıkışlarında nasıl bir gerekçe ve haklılık payı var anlamakta zorlanıyoruz.
Bu günde tutturmuş, “ Apo’nun statüsü ne olacak” derdinde. Bebek, Türk-Kürt 50 binden fazla insanımızın katili, İmralı canisi Apo’nun statü açığı varmış. Aman Tanrım aklıma mukayyet ol!
Bilge Bahçeli, “İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır” derdinde. Sana ne arkadaş?
Sevgili okurlarım, değerli takipçilerim, STATÜ demek; bir kimsenin, bir bireyin bir toplumda ya da kurum içinde durumu, konumu, yeri, kazandığı saygınlık ya da makamı demektir.
Statü denince pek az kişi anlar ama İTİBAR deseydi, itibar kazandıracağız deseydi herkes anlardı, bir tepki oluşurdu. Kelimeyi de özenle seçmiş Sn. Bahçeli.
Soru şu: elli binden fazla kişinin katili, binlerce GAZİMİZİN kanı ellerine bulaşmış, üniter Türkiye Cumhuriyetini yıkmak, parçalamak gibi bir görevi üstlenmiş birine; nasıl bir itibar kazandırılacak?
Mantıklı açıklamasını yapsanız biz cahillerde öğrenip köşemize çekilsek utancımızdan.
Yani bundan sonra şehit anaları, şehit hanımları, şehit çocukları Apo’ya hain, katil, cani diyemeyecekler mi? Böyle diyenlere Apo, itibar davası mı açacak?
Pek sevmem ama rahmetli N. Fazıl Kısakürek’in şu mısraları aklıma geliverdi: “Kendi öz yurdumda ben miyim GARİP,/ Beni bir köşeye atan utansın./ Eğilmiyor diye, kurdu hor görüp,/ İti el üstünde tutan utansın.”
Sevgili okurlarım’ Ben mi utanmalıyım?
İnanın Türkmen Beyi, Sn. Bahçeli’yi anlamakta ve anlatmakta zorlanıyorum ve yıllarca peşinde koştuğum, iktidar olması için uğraşıp sürgünler yediğim benim MHP’em bu mu diye kendime soruyorum.
Sn. Feti Yıldız’da, “Beyanını almaya gittim” demişti. Kim ki, neyin beyanına gittiniz bir anlatsanız ya!
Gözü oyulmuş, ayağı kopmuş, elleri gitmiş binlerce Gazimizin statüsüyle uğraşsanız, ilgilenseniz daha bir sevap ve statü kazanmaz mıydınız?
Evimin önündeki parkta beş bey konuşuyorlardı. Konu da tam bu idi. İçlerinden birisi, belli ki hızlı ülkücü-milliyetçi ve MHP’li.
Gururla dedi ki, “ Beni assalar da, beni dövseler de ben, Apo’ya katil, hain demeye devam edeceğim.”
MHP’de siyaset yapan sevgili dostlar; inanın anlamakta: MHP, nasıl oldu da bu statüye geldi diye kendimize sormakta ve cevap bulmakta zorlanıyoruz. Sn. Bahçeli Apo’ya gösterdiği gayretin ve azmin onda birini ülkücülüğü yüceltmek, dağılan ülkücüleri toplamak için gösterseydi; İnanın ülkücüler iktidar, Sn. Bahçeli’de cumhurbaşkanı olurdu. Çok yazık.
Anadolu’da güzel bir söz vardır: “Köyün ağası, kendi söyleyemediğini; köyün delisine söyletirmiş” diye.
Yüce Türk hukuku Apo’nun statüsünü: “ Haindir, katil ve canidir, ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılmış ve yeri de İmralı’dır” diye tescillemiş ve onaylamıştır. Başka bir statüye de gerek yoktur nokta.
Ne mutlu Türküm diyene!
Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin!
Esen kalınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: