“Bir ülkenin gerçek zenginliği, kasasındaki altın değil; toprağını işleyen insanın yüzündeki tebessümdür.”
Bazı meseleler vardır ki sadece ekonomik değildir; aynı zamanda vicdan meselesidir.
Bugün sizlere Hadim’in dünyaca ünlü kirazını yazıyorum.
Yıllardır Avrupa sofralarını süsleyen, aromasıyla, dayanıklılığıyla ve kalitesiyle Türkiye’nin gururu olan Hadim kirazı, ne yazık ki bugün üreticisini umutlandırmaktan çok endişelendiriyor.
Alçak rakımlı bölgelerde yaşanan fiyat sıkıntıları, Hadim’in yüksek kesimlerindeki üreticiyi de derin bir kaygıya sürükledi. Çünkü buralarda hasat henüz başlamadı. Dallardaki kiraz olgunlaşmayı beklerken, üretici de gözünü piyasalara ve gelecek haberlere çevirmiş durumda. Bahçelerde sadece hasat heyecanı değil, aynı zamanda tedirgin bir bekleyiş hâkim.
Çiftçi bugün ürününü değil, geleceğini düşünüyor.
Aylarca verilen emeğin karşılığını alıp alamayacağını, ihracatta yaşanan belirsizliklerin kendi alın terine nasıl yansıyacağını hesap ediyor. Gübre, ilaç, işçilik, sulama ve diğer maliyetler her geçen gün artarken, belirsizlik üreticinin yükünü daha da ağırlaştırıyor.
İşte tam da bu noktada devletimizin ilgili kurumlarına önemli görevler düşmektedir.
Hasat yüksek kesimlerde başlamadan önce ihracatta yaşanan sorunların çözülmesi, dış pazarlardaki belirsizliklerin giderilmesi ve üreticiyi mağdur edecek gelişmelerin önüne geçilmesi büyük önem taşımaktadır. Çiftçi, emeğinin karşılığını alacağına inanarak bahçesine girmelidir; kaygıyla değil, umutla hasat yapmalıdır.
Buradan başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyorum.
Hadim kirazı için zaman kaybetmeden gerekli adımlar atılmalıdır. İhracatın önündeki engeller kaldırılmalı, piyasalarda güven ortamı oluşturulmalı ve üreticinin emeği belirsizliklere kurban edilmemelidir. Bugün alınacak doğru kararlar, sadece bu yılın değil, gelecek yılların da üretimini güvence altına alacaktır.
Unutulmamalıdır ki Hadim kirazı sadece bir meyve değildir. Binlerce ailenin geçim kaynağı, bölge ekonomisinin can damarı ve Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli tarım markalarından biridir.
Çiftçinin istediği ayrıcalık değil, hakkıdır.
Eğer toprağı işleyen insanı koruyamazsak, yarın o toprağı işleyecek insanı da bulamayız.
Bu köşeden üreticimizin sesi olmaya, sorunlarını dile getirmeye ve çözüm çağrısı yapmaya devam edeceğiz.
Çünkü güçlü Türkiye’nin yolu, güçlü üreticiden geçmektedir.
Yorumlar
Kalan Karakter: