Kıymetli dostlarım,
Bugünden itibaren sizlerle yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.
Gündeme dair düşüncelerimi, ülkemizin meselelerini ve toplumumuzu ilgilendiren önemli konuları her hafta kaleme alarak sizlerle paylaşacağım.
Amacım; polemik üretmek değil, düşündürmek… Kırmadan eleştirmek, milletimizin ortak değerleri etrafında fikirlerimizi paylaşmak ve ülkemizin geleceğine dair samimi değerlendirmelerde bulunmak.
İlk köşe yazımı sizlerin takdirine sunuyorum. Görüş ve değerlendirmeleriniz benim için çok kıymetli. Sizlerin yorumlarıyla bu köşeyi hep birlikte geliştireceğimize inanıyorum.
Keyifli okumalar...
Meydanın Mesajını Kim Değiştirdi?
Ankara’da gerçekleştirilen miting, uzun zamandır İYİ Partinin hazırlandığı organizasyonlarından biri olarak hafızalara geçti. Günlerce çalışan il ve ilçe teşkilatları, gece gündüz demeden emek verdi. Türkiye’nin dört bir yanından otobüsler kaldırıldı, binlerce insan kilometrelerce yol kat ederek Ankara’ya geldi. Bu organizasyonun arkasında büyük bir emek, büyük bir fedakârlık ve ciddi bir maliyet vardı.
Peki insanlar neden geldi?
Hiç kimse oraya başka bir gündem için gelmedi. O meydanı dolduran vatandaşlar; terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tartışmalara tepki göstermek, şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkmak ve teröre karşı tavizsiz bir duruş sergilemek için geldi.
Meydanın tek bir gündemi vardı.
Fakat mitingin sonunda verilen bazı mesajlar, insanların zihninde büyük bir soru işareti oluşturdu. Madem bu meydanın amacı bu kadar netti, o hâlde neden bütün dikkatleri başka bir yöne çeken açıklamalar yapıldı?
Kadir İnanırı gündeme getirmek!
Siyasette zamanlama çok önemlidir. Elbette herkes insani duygularını ifade edebilir. Ancak bunun bir yeri ve zamanı vardır. Milyonlarca liralık organizasyonun, binlerce insanın emeğinin ve büyük beklentilerin olduğu bir mitingde, kamuoyunun konuştuğu şey mitingin ana mesajı değil de başka açıklamalar oluyorsa, burada ciddi bir iletişim hatası vardır.
Milliyetçi seçmen bugün en çok tutarlılık arıyor. Bir gün başka, ertesi gün başka mesaj veren siyaset anlayışı artık karşılık bulmuyor. İnsanlar netlik istiyor. Söylenen söz ile ortaya konulan duruşun aynı çizgide olmasını bekliyor.
Sayın Musavat Dervişoğlu’nun da üzerinde düşünmesi gereken konu tam budur. Çünkü o meydanı dolduran insanlar, kişisel gündemler için değil; bir davaya sahip çıkmak için oradaydı. O insanların beklentisi, meydanın ruhuna uygun, tek ve güçlü bir mesaj duymaktı.
Teşkilatlar günlerce çalışıyor, insanlar otobüslerle taşınıyor, partinin imkânları seferber ediliyor. Sonra dönüp baktığımızda herkes mitingin ana fikrini değil, yapılan farklı açıklamaları konuşuyor. İşte buna millet arasında “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” denir.
Türk milliyetçiliği, günü kurtaracak çıkışlarla değil; ilke, duruş ve tutarlılıkla büyür. Bugün milliyetçi seçmenin kafası karışıksa, bunun sebebi rakip partiler değil; verilen çelişkili mesajlardır.
Siyasetçinin en büyük gücü kalabalık toplaması değildir. O kalabalığa neden toplandığını unutturmamasıdır. Eğer meydandan çıkan tek gündem, meydanın kuruluş amacının önüne geçiyorsa, oturup yeniden düşünmek gerekir.
Çünkü bu millet her sözü dinler, her tavrı not eder ve günü geldiğinde kararını sandıkta verir.
Yorumlar
Kalan Karakter: