Mısır ve Suriye'yi kimin yöneteceği bizim işimiz mi?
Nazım PEKER

Nazım PEKER

Mısır ve Suriye'yi kimin yöneteceği bizim işimiz mi?

17 Eylül 2020 - 10:17

Neden hep yanlış ata oynuyoruz? İslam’ın halifesi biz miyiz? Bu yanlışlar bir hata sonucu mu yoksa bir ödevin gereği mi?

​Arapları kaybettik, AB’yi kaybettik. Rusya, ABD arasında vargel oynamaktayız. Biz pinpon topumuyuz da dünya masasının bir o tarafına bir bu tarafına raketlenmekteyiz?

​Bize neydi Esad’ın mezhebinden, tarikatından. Esat’la arayı açmasa idik, yine beraber tatil yapsaydık, Halep’te maç seyretseydik; halkımız karşılıklı gidip gelip ticaret yapsaydı ne olurdu?

​Ne oldu da Arap dünyasında İsrail’e tek kafa tutan Suriye ve Esad ile düşman olduk?

​Kimin aklı ya da emriyle Esad birden bire ESED oluverdi?

​Esad’la dost kalaydık; sınır güvenliğimiz daha emin olmaz mıydı? 4,5 milyon Suriyeliye bakmak zorunda olur muyduk?

​Esad, Esed olmadan önce de aynı Esad idi.

​Bu işte, uluslararası bir elin düşman parmağı yok mu?

​Suriye’yi dost bağından uçurmakla kalmadık: Mısır da kimler için gemileri yaktık?

​Mursi için yaktığımız gemilere yazık olmadı mı? Neden uluslararası oyunda hep piyon oluyoruz?  Monşerler diye kınadığınız o tecrübeli hariciyeciler varken ülkenin dış politikası böyle savruluyor muydı?

​Mısır’ın iç işlerine burun sokana kadar; Mursi’yeüzüldük ama “Hoş geldin” Sisi deseydik kıyamet mi kopardı?

​Mısır’ı kimin ya da kimlerin yöneteceği Türkiye’nin işi olmamalıydı değil mi?

​İşin en ilginci de, yağlı kralları öldüğünde yas ilan edip şehit kanlarıyla sulanan bayrağımızı yarıya indirdiğimiz S. Arabistan’la aramızı neden bozduk?

​Neden S. Arabistan Yunanistan yanında yer aldı?

​Neden Türkiye ABD’nin güdümünde görüntüsünde? Neden J. Biden denen hadsiz, “ Sn. Erdoğan’ı biz darbeyle değil, seçimle değiştireceğiz” abes ve abuk açıklamasına hep beraber itiraz ettik?

​Kendimiz için istemediğimizi neden Suriye ve Mısır için istemekteyiz? Neden Tanrı aşkına?

​Doğu Akdeniz’de yalnızları oynamaktayız? Bu, şanlı Türk devletine yakışıyor mu? “Yurtta barış, dünyada barış”ilkesini benimseyen Türkiye’ye: “Yaşasın onurlu yalnızlığımız” safsatası uygun mu, Lütfen bu züğürt tesellisinden vaz geçin.

​“Sıfır sorunlu komşuluk” sloganıyla geldiniz, sorunsuz komşu bırakmadınız. Canınızı, kanınızı ortaya koyduğunuz Filistin nerelerde?

​“Eeeeee bua kadar yazdın da çare ne?” der gibisiniz.

​Çare; bu ülkeyi 1923’deki kuruluş ayarlarına getirmeniz, emekli ya da kızağa aldığınız tecrübeli, dil bilen karizmatik monşerleri göreve çağırmanızdır.

​Unutmayın beyler! Atatürk ne der: “Araplarla alış-veriş yapın ama mecbur kalmadıkça iç işlerine karışmayın.” Ve aklınızın bir köşesine yazın: “Komşu komşunun külüne muhtaç”

​Savaş kolay iş mi? Öyle bedavadan bedel öderiz demek yok! Önce akıl, diplomasi devreye alınmalı. Neden Esad ve Suriye ile neden Mısır ve SİSİ ile düşman olduk onu izah etmelisiniz?

​“Hiçbir savaşın kesin galibi yoktur: Az zarar göreni ile çok zarar göreni vardır.”

​Yüce Tanrı, devletimize ve şanlı ordumuza yâr ve yardımcı olsun.

​Esen Kalınız.                                      

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar