Susuyorum kendime, susmuyorum zülfiyare dokunuyor…
Yazsam bir türlü, yazmazsam iki türlü…
Anlayacağınız, türlü türlü bir yaşam mücadelesi veriyoruz…
Hem de cümbür cemaat!
Kimimiz kendimiz, kimimiz çevremiz, kimimiz de aidiyet duyduğumuz şehir ve ülke için…
Konuyu nereye mi getireceğim, tabi ki, hem mesleğimize hem de bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberliğe…
Ülkemizin durumu malum!
Kötü değil, ama iyi de değil…
Birçok değerimiz yerlerde sürünüyor!
Bizim meslekte, yani gazetecilikte ayaklar altında debelenip duruyor!
Öyle bir duruma gelmiş ki, ne saygınlığı kalmış, ne inanırlığı kalmış ne de güvenilirliği…
Dinime imanıma aynen böyle…
Kendi işini gören kalın boyunlu “Kurt”tan, “Nerem doğru ki” diyen “Deve”ye evrilmiş durumdayız…
Anlayacağınız “Deve” gibiyiz, neremizi düzelteceğimizi biz de şaşırdık.
xxx
Bizim mesleğin şirazesi çıkmış!
Mahalledeki bunca çürümüşlüğün, bunca berbatlığın, bunca rezilliğin olduğu bir yerde, nasıl ayakta kalacak, helalinden evine nasıl ekmek götüreceksin?
Konya’da son günlerde gazetecilik, gazeteler ve gazeteciler gündemden düşmüyor!
Yaptıkları güzel bir iş için değil…
Adına “rezillik mi” dersiniz, “rezalet mi” dersiniz, ne derseniz deyin, onca çürümüşlük sebebiyle, gündem meşgul ediliyor…
Spor yazan da, siyaset yazan da, gündemi yazan da, aynı şarkıyı söylüyor…
Kendi gözündeki merteği görmeyip, başkasının gözündeki çöpü büyüten bir kamyon dolusu, arsız, nursuz, gazeteci kimliği ile dolaşıyor aramızda!
“Alaylı” desem değil, “Okullu” desem değil, adını soyadını yazamayan ne idüğü belirsiz, bir tümen kimliksiz ya gazete patronu olmuş ya da GYY…
Durum böyle olunca da, gazeteci de, gazetecilikte yerlerde sürünmeye mahkum oluyor…
Televizyonlarda, Youtubelerde, iki kelimeyi bir araya getirip, cümle kuramayan bir kamyon dolusu şarlatan, gerçek gazetecileri de istismar etmekten geri kalmadıkları gibi, o kişileri hafife alma puştluğundan da ödün vermiyorlar!
Yaptıkları gazeteleri, çıktıkları ekranları, kamu için değil, kendileri için kullanan bir sürü haysiyetsiz, maalesef “zehirli çiçek” gibiler!
“Yazarım ha” gibi tehditkar bir dille, dahası şantaj, montaj, kürtaj tehditleriyle insanların özellerine dalıp, menfaat temin ediyorlar!
Acı, ama gerçek böyle…
Gazetecilikte gelinen nokta böyle…
Bu tür yavşaklardan sebep, “gazeteciyim” demeye utanıyor insan!
xxx
Tam tamına 52 senedir gazetecilik yapıyorum…
Bu işin alaylısıyım…
Mürettiplikle başladım mesleğe…
Sonrası mı?
Merdivenleri tek tek çıkarak geldim bulunduğum yerlere…
Özellikle son yıllarda göğsümü gere gere “gazeteciyim” diyemiyorum?
Niye mi?
Bu dallamalardan sebep!
Gazetecilik, insanları tehdit etmek, insanlara şantaj yapmak, insanların özeline girmek değildir…
Gazetecilik, ahlaksızca ya da şerefsizce yapılan bir meslek değil, onurlu insanlar için bir yaşam biçimidir…
Gazeteciliği kendiniz için değil, kamunun yararı için, yani aidiyet duyduğunuz şehir için, şehrin değerleri için yapacaksınız ki, o zaman ben size “helal olsun” diyeceğim…
Uzatmayacağım; gerçek gazetecilerin ve gazetelerin onurunu, itibarını kim koruyacak?
Meslek örgütleri mi?
Sendikalar mı?
Meslekten gelmeyen patronlar mı?
Sahi kim koruyacak?
Halk adına konuşanlar mı, yoksa halkı tırtıklayanlar mı?
Ben sordum…
Cevabı da muhatapları versin.
Yorumlar
Kalan Karakter: