Son günlerde “nur topu” gibi bir konumuz daha oldu…
Televizyonda yayınlanan “Aynı Yağmur Altında” isimli dizi filmin bir bölümünde Muhafazakar Müslüman bir aileye domuz eti ikram edilme sahnesi doğal olarak büyük tepki aldı…
Müslüman mahallesinde salyangoz satma gibi bir şey olmuş!
Olmamış yani…
Hem de mübarek Ramazan ayında hiç olmamış…
İnsanların sinir ucuyla oynanmış…
Siyaseten ya da değil, beni ilgilendirmez, ama hoş olmamış…
Bu dizide oynayan sanatçılar, “Biz işimizi yapıyoruz” diyebilirler ve haklı da olabilirler…
Ama, toplumun, özellikle din konusundaki hassasiyetini de es geçmemeleri gerekirdi…
Sosyal Medyadaki tepkiler çığ gibi büyüdü ve bazı televizyon programlarında gündeme alındı…
Dolayısıyla da, bu dizi, hem izleyenlerde, hem de reytinglerinin düşmesi nedeniyle de yapım ekibinde hayal kırıklığına neden oldu!
Reytinglerin düşmesi umurumda bile değil…
Bu dizinin yapım şirketi, dizinin gündem olan “domuz eti” sahnesiyle ilgili yaptığı açıklamada, “Sahne tasarımı, iddia edilenin tam aksine kutuplaştırıcı değil, toplumsal mutabakatın ve ortak ahlâkın önemini gösteriyor” ifadeleriyle savunsa da, bizim toplumumuzda, özellikle Anadolu’da alıcısı olmaz…
Hele hele bizim şehrimizde…
Yapım ekibinin ya da şirketin süslü-püslü kelimelerinin ve cümlelerinin, inanan insanlar için zerre kadar değeri yok…
Bu açıklamaları aldatmacadan başka da bir şey değil…
İslam dininde domuz eti “haram” kılınmışsa ve bu ülkenin yüzde 99’u da Müslümansa, biraz daha dikkatli olmak gerekmez mi?
xxx
Hayatımda iki defa bu “domuz” muhabbeti ile karşı karşıya kaldım!
Birincisini ülkemizde, ikincisini de Danimarka’da yaşadım…
Sanırım 90’lı yıllardı…
Konyaspor’un Beşiktaş’la oynayacağı maç için İstanbul’a gitmiş ve takımın kaldığı otelde bizde kalmıştık…
Yine bir Ramazan ayıydı ve biz seferi olduğumuz için, niyetli değildik…
Maç sabahı kahvaltıya indik…
Yanımızda da Konyaspor’lu bir yönetici vardı…
Şimdi toprak garibi olan ve çok sevdiğimiz bir abimizdi…
O da bizimle birlikte kahvaltı yapmak için otelin restoranına inmiş, “hem kahvaltı hem de maçın nasıl geçeceğine dair sohbet ederiz” teklifinde bulunmuştu…
Bizimde istediğimiz buydu…
Belki takımla ilgili bir şeyler alabiliriz diye düşündük…
Tabaklarımıza salam-sucuk, pastırma almak için reyonun önüne geldik…
O yönetici abimiz, tabağına salam, pastırma gibi yiyecekleri alırken, otelin görevlisi bir kardeşimiz, “beyefendi” dedi, o tabağınıza aldığınız salam “domuz eti” deyince, bizim yönetici hiç istifini bozmadan, “olsun yaren, onun da tadını bakarız” gibi bir çıkış yaptıktan ve görevli de yanımızdan uzaklaştıktan sonra, tabağı olduğu gibi götürüp çöpe attı…
Sadece çöpe atmakla kalmadı, otelin restoranını da terk etti…
O yönetici abimiz, “domuz” lafını duyunca iğrendi, ama belli de etmedi…
Açık konuşmak gerekirse, bizim de tüylerimiz diken diken oldu, o sabah sucuk, salam, pastırma gibi etli mamullerden uzak durduk.
xxx
İkinci domuz vakasıyla da Danimarka’nın Başkenti Kopenhag’da karşı karşıya geldim…
Tekvando Milli Takımı ile önemli bir şampiyonaya gitmiştik…
Nur Tatar, Servet Tazegül ve şimdiki Federasyon Başkanı Bahri Tanrıkulu’nun yıldızlarının parladığı dönemlerdi…
Yaklaşık 10 gün kaldığımız Kopenhag’da konakladığımız otelin altında hazır giyim ve deri kıyafetler satan mağazalar vardı…
Bu mağazaların birinin vitrininde de güzel bir mont vardı ve ben kafayı o monta takmıştım…
Allah rahmet eylesin Hürriyet Gazetesi’nden “ödül avcısı” lakaplı Celal Demirbilek abimizle otelden dışarı çıktık, tam o deri mağazasının önünden geçerken Celal Abiye, “Abi şu montu alacağım” dedim…
Çünkü, yakası filan da kürklü olan montun fiyatı bana çok cazip gelmişti…
Celal Abi, deyim yerindeyse, Avrupa’nın kurdu, iyi bilir oraları…
Bana sadece “dikkat et, sazan gibi atlama” dedi…
Girdik mağazaya, montu geçirdim sırtıma “cuk” diye oturdu…
Celal abi tezgahtar ile konuşurken, ben zannettim pazarlık yapıyor…
Konuşma bittikten sonra döndü bana, “çıkar o montu sırtından” dedi…
“Abi hayırdır” demeye kalmadı, bombayı patlattı…
“Oğlum, sırtına giydiğin mont sığır ya da camız derisi değil, domuz derisi” deyince, ben kıpkırmızı oldum…
Ve koşar adımlarla mağazadan çıktık.
xxx
Lafı şuraya getireceğim; domuz konusunda hassas olan bu ülkenin insanlarına, hem de mübarek bir ayda içinde domuz olan bir diziyi izlettirmek, bana mantıklı gelmiyor…
Bu akıl doğru bir akıl değil!
NOT: Televizyon Kanalının ve otelin ismini vermedim. Kanalı bilenler biliyor, otel ise dünyanın hemen hemen her ülkesinde olan beş yıldızlı marka otellerden birisi.
Domuzluğun alemi yok!
Yayınlanma :
25.02.2026 19:27
Güncelleme
: 25.02.2026 19:27
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: