Fatih Başkanın iftar yemeği
Yayınlanma :
12.03.2026 01:09
Güncelleme
: 12.03.2026 01:09
Oruç tutamıyorum…
Sebebi diyabet olmam!
Sağlıkla alakalı…
Orucun ilk günü niyet etmiyor, kendimi tartıyorum ‘tutabilir miyim’ diye…
Olmuyor…
Günün ilerleyen saatlerinde elim-ayağım çekiliyor, kan şekerimle birlikte, ben de düşüyorum…
Altı sene öncesine kadar şeker gibi! bir rahatsızlığım yoktu…
Mübarek Ramazan ayının tadını çıkarıyor, davetlere icabet ediyor, Allah ne verdiyse nasibimize düşen boğazımızdan geçiyordu…
Şunu söylemeye çalışıyorum; Ramazanları Konya’da ve evimde geçirmeye çalışıyorum…
Tabi ki, Türbe önü, Kadınlar Pazarı, Bedesten ve Aziziye civarları benim olmazsa olmazlarım…
Özellikle Ramazan ayının, Pazar günleri hariç, hemen hemen her günü oralardayım…
İnsanlar geçim sıkıntısı yaşasa da, Allah bu mübarek aylarda bir kolaylık veriyor.
xxx
Bu girizgahtan sonra konuyu; AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen’in spor ailesine verdiği iftar yemeğine getireceğim…
Ki, Fatih Başkanın, Ramazanın ilk gününden itibaren bu iftar davetlerini geleneksel hale getirmeye çalıştığını öğrendik…
Davette sporcular, spor adamları, Gençlik ve Spor Hizmetleri İl Müdürü Muzaffer Çintimar, Konyaspor Başkanı Ömer Atiker, yöneticiler, teknik ekibi ve futbolcular da olunca, havayı koklamak takımın son durumunu da öğrenmek, benim adıma yararlı oldu…
Somut bir bilgi akışı olmadı, ama Konyaspor’un içinde bulunduğu durumun iyi olmadığı, el birliği ile bu cenderen çıkılmasının ve bunun nasıl olacağı şeklinde görüşler bildirildi…
Fatih Özgökçen, kendisine yöneltilen soruları cevapladı, özellikle Konyaspor’un şehir için çok önemli olduğunu, dolayısıyla Konyaspor’a ellerinden geldiğince sahip çıktıklarını ve destek verdiklerini söyledi…
Konyasporlu futbolcuların yanı sıra, Büyükşehir Belediyespor’lu amatör sporcular da iftar yemeğinde hazır bulundular…
Engelli sporcuları da unutmayalım, iftar yemeğinin yıldızları onlardı…
xxx
İftar sofrasından sonra Fatih Başkanın makamında çay-kahve eşliğinde Konyaspor konuştuk…
Teknik adamların, futbolcuların, yöneticilerin bulunduğu bu gibi ortamlarda “Söz gümüşse sükut altındır” felsefesiyle hareket ederim…
Çünkü, ekmeklerini futboldan kazanan insanların yanında futbola dair, özellikle futbolun inceliklerine dair konuşmamayı tercih ederim…
Olur da, “bir gaf yaparım” ya da sarfettiğim bir kelime ya da cümle ile “sarığıma leke düşürür müyüm” endişesiyle susar ve sadece dinlerim…
Futbolu bilmediğimden ya da konuşamadığımdan değil, işleri futbol olan insanların yanında “ahkam” kesmek benim tarzım değil…
Konuşanlara da saygım var…
Konu Konyaspor olunca ve Fatih Başkan da üst düzey sporcuları ve spor adamlarını bulunca, geçmişte yaptıklarını, yapamadıklarını, yaşadıklarını, yaşamak isteyip de yaşayamadıklarını dostane bir şekilde anlattı…
Sohbetin bir yerinde bana da takıldı!
Kendisini en çok eleştiren adres olarak beni gösterdi…
Bunun da en önemli sebebinin aramızdaki iletişimsizliğin ya da hatların birileri tarafından kesildiğini söyledi…
Haklıydı, çünkü, bizi yan yana değil de, karşı karşıya getirmek için özel bir çaba verildiğini rahatlıkla söyleyebilirim…
Bu çabayı verenleri Fatih Başkan da biliyor…
60 yıla yakın Konyaspor takip eden birisi olarak, şehrime ve şehrimin takımına duyduğum aidiyet benim kırmızı çizgimdir…
Laf söylemem, söyletmem…
90’lı yıllarda, İstanbullu “Sinek Papazı” kılıklı bir gazeteci, Fenerbahçe stadında, Mevlana ve Konya’ya ettiği küfür ettiğinde susmamış, tek yumrukta, hem de 40 bin kişilik tribünlerin önünde çimlerine yatırmıştım!
Bunu niye anlattım; çünkü o dönem bazı hokkabazlar, benim Konya ve Konyaspor’la olan bağlarımı sorgulama cüretini göstermişlerdi…
Bunun önüne geçebilir miydim?
Elbette geçerdim…
Lakin, karakter olarak, başkanlarla, yöneticilerle, teknik adamlarla ya da oyuncularla “vıcık vıcık” olan birisi değilim!
Haddimi bilirim…
Neyse…
Ata binip uzağa gitmenin alemi yok…
En iyisi konuyu toparlayayım; Fatih Başkanın iftar yemeği, hem davet edenlerin, hem de davet edilenlerin içine sindi…
Parti binasından ayrılan herkesin yüzü gülüyordu…
Daha ne olsun?
xxx
NOT: Dünkü “Biz bu filmi 2001’de görmüştük” başlıklı yazımın girişinde sehven, yani dalgınlıkla, “Sezonunu net hatırlamıyorum. 2000-2001’de olabilir, 2001-2002’de olabilir. ANAP iktidarda. Mesut Yılmaz’ın Başbakan, Mehmet Keçecilerin de Başbakan yardımcısı olduğu dönemler” diye yazmışım!
Yanlış!
Doğrusu şöyle; 2001’de, yani olaylı Diyarbakırspor maçının olduğu o tarihlerde, rahmetli Bülent Ecevit Başbakan, Başkan Yardımcıları Mesut Yılmaz ile Devlet Bahçeli imiş…
Mehmet Keçeciler de, Devlet Bakanı olarak koalisyon hükümetinde görev almış...
Doğrusu bu…
“Oruç başıma vurdu” desem, şeker hastası olduğum için, oruç tutmuyorum, itiraf ediyorum; uzun atlamışım, dolayısıyla, başta benim can arkadaşım Aziz Ramazan Erçin olmak üzere bazı dostları, bilmeyerek üzmüşüm…
Siyasetle ilgilenmediğimi buradan anlayabilirsiniz…
Ne diyebilirim ki, “kusuruma bakmasınlar” demekten başka.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: