Kramer ile hayata tutunmak
Yayınlanma :
15.03.2026 23:40
Güncelleme
: 15.03.2026 23:40
Şahane bir galibiyet oldu…
Sevinelim…
Hakkımız…
Ama, şu gerçeği de unutmayalım; bir çiçekle bahar gelmez…
Bunu da göz ardı etmeyelim” diyerek, kendimce bir uyarıda bulunmuştum…
Benim sıkı takipçilerimden Muaz Gülyiğit kardeşim, bu yazımın altına yaptığı yorumda, Kocaelispor galibiyetinin Konyaspor’a ve sevenlerine büyük umut olduğunun altını çizmiş…
Muaz, “Bir çiçekle bahar gelmez, ama her bahar bir çiçekle başlar” diyerek, samimi bir şekilde hatırlatmada bulunmuş…
Eyvallah…
Kaldı ki, doğrudur…
2-0 kazandığımız Galatasaray maçından sonra oynadığımız 23 hafta maçından sonra Başakşehir’e 2-0 mağlup olmuş, evimizdeki Kasımpaşa maçında puan kaybetmişiz…
VAR ya da hakem marifetiyle canımız yanmış!
“Bir çiçekle bahar gelmez” derken, şunu söylemeye çalıştım; lig bitmedi, oynayacağımız 8 maç ve torbada da 24 puan var…
Barajın 33-34 olacağını varsayarsak, Konyaspor’un nereden bakılırsa bakılsın 7-8 puana mecburiyeti var…
İçeride Gençlerbirliği, Karagümrük, Trabzonspor ve Fenerbahçe maçlarımız var…
Samsunspor, Antalyaspor, Rizespor ve Kayserispor’la deplasmanda oynayacağız…
Özellikle son Kayserispor maçına kadar Konyaspor’un ligi garantilemesi lazım…
Dolayısıyla da, işin ciddiyetini anlatmaya çalıştım…
Şunun da altını çizmekte yarar var; bu saatten sonra en büyük sorumluluk yöneticinin cebi ile futbolcunun ayaklarında…
Bu tür zorlu maçları sadece futbolcuların kazanacağını düşünmek doğru bir düşünce ya da futbola doğru bir bakış değil…
Özetlersem; Konyaspor’un kalan maçlarını yöneticiler de oynamak zorunda…
Kaldı ki, Başkan Ömer Atiker bu anlamda üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor.
xxx
KRAMER VE UĞURCAN MESELESİ
İlhan Palut kusura bakmasın, ama takım adına aldığı her kararı onaylamak zorunda değiliz…
En azından ben değilim…
Örneğin Uğurcan meselesi!
Takıma da, oyuncuya da zarar veriliyor!
Kocaelispor’un Serdar’la bulduğu golde Uğurcan’ın pozisyonu, güçsüzlüğü ya da dikkatsizliği bir tarafa, her an hata yapabileceği potansiyeli, insanları tedirgin ediyor…
Geriye dönüp bakıldığı zaman, bu oyuncunun defolarını görebilirsiniz!
İlhan Palut’un, “elimde başka stoperim yok” deme gibi bir itirazı olmamalı…
Uğurcan’ın 2 veya 3 muadili değil, daha özellikleri olanlar var ve bunlardan yararlanabilir İlhan Hoca…
Ama, inatla Uğurcan, inatla Arif Boşluk!
Neden?
Futbol oynadım, bu kulüpte asbaşkanlık yaptım, 55-60 yıldır da futbolun içerisinde biri olarak, İlhan Palut’un kararlarına saygı duyarım, ama her yaptığının doğru olduğunu da tasdiklemem!
Futbola “Fransız” birisi olmadığım gibi, yazmak için yazanlardan, konuşmak için konuşanlardan değilim.
xxx
Kramer konusuna geleceğim…
Palut, akıllı adam…
Kocaelispor maçının basın toplantısında, Kramer’in neden sahada değil de, kulübede olduğuna dair kurşunların geleceğini bildiği için, “Kramer sakattı, riske atmak istemedim” diyerek, ince bir taktikle gelecek soruları çöpe attırdı!
Okumuş adam…
İşi biliyor…
Soru şu; Kramer ciddi sakatsa niye maç kadrosunda?
Kramer hiç antrenman yapmadıysa ve sakatsa, 65’de oyuna sokmak nasıl bir futbol aklıdır?
Sakat bir futbolcuyu, hem de zorlu bir maçta sahaya sürmek risk değil midir?
Kaldı ki, sakat bir futbolcunun sadece kendisine ayrılan bir bölgede maçı tamamlama şansı varken ve takım çift forvete dönmüşken, Kramer’in orta sahadaki boşluğu doldurmasını, daha da ötesi gelip savunmadan top çıkarmasını, attığı öldürücü deparları, hem de ekstra bir performansını, kim nasıl izah edebilir?
Sakatlanma ihtimali olan bir oyuncu bu anlamda kendini riske atar mı?
Kramer, bırakın riske girmeyi, “uyandırma servisi” gibiydi…
“Uyuyan devi uyandırdı” dersem yeridir…
Neyse…
Futbol oyunu, boks, güreş, tekvando veya halter gibi, bireysel bir branş değil, bir takım oyunudur…
Boksör 2 raund dayağı yer, son raundda bir kontra yumrukla rakibini yatırır ve maçı kazanır…
Ya da bir güreşçi…
Puan olarak çok geride olmasına rağmen, mücadelenin son 40 saniyesinde kündeye girer ve rakibini tuşlar…
Tekvandoda da bir döner tekmeyle giden maçı çevirme ihtimalin var…
Voleybolda Vargas gibi, basketbolda Alperen Şengün gibi yıldızlar sahneye çıkarlar ve bir takımın makus talihini değiştirirler…
Kocaelispor maçında Kramer’in yaptığı gibi…
Tabi ki, takımdaki diğer oyuncular da, bu anlamda kendilerine yardımcı olur…
“Golü, golcü değil, takım atar” ifadesi, doğru bir ifadedir, çünkü, takım çalışması, yardımlaşma ve kollektif bir çabayı göz ardı edemeyiz…
Dolayısıyla da, takımı, daha doğrusu diğer oyuncuları hafife almak, onların hakkına girmek olur.
xxx
VEKİLLERİ GÖRMEK GÜZEL
Kocaelispor maçının tribünlerinde, pardon protokol tribününde çiçekler açtığını gördüm ve çok mutlu oldum…
Ünal Karaman…
Bu memleketin has evladı…
Bu takımın altyapısında oynamış, bu takımın teknik direktörlüğünü yapmış, Türkiye’de üst seviyelerde futbol oynamış, Milli takımlarda kaptanlık yapmış bir futbol duayeni…
Konyaspor’un yanında olmakla kalmamış, moral de olmuş…
“Yalnız değilsiniz” mesajı vermiş...
“Mehmet Baykan” derseniz, bugün geldiği yerlerde Konya’nın sporu kadar, Konyaspor’un da emeği var…
İnkar etmez…
Bu takımda yöneticilik yapmış öyle ya da böyle şehre ve şehrin sporuna hizmet etmiş bir insan…
Uzun zamandır tribünlerde göremiyordum, Kocaeli’de görünce mutlu oldum…
Umarım devamı gelir…
Mustafa Hakan Özer…
Karaman ve Baykan gibi o da Kocaelispor maçında takımının yanında oldu…
Hafta içinde de, TBMM’de yaptığı bir konuşmayla Konyaspor’un hakkını savundu…
Ve tabi ki, Selman Özboyacı…
İçlerinde en genci ve en sportmeni olan Selman Özboyacı’nın da takımın yanında olmasını önemsedim…
Başka bir takıma sempatisi var mı?
Bilemiyorum…
Ama iyi bir Konyasporlu olduğuna kalıbımı basarım…
Selman Özboyacı’nın biraz daha bu anlamda aktif olmasını, Konyaspor’a yapılan haksızlıklara karşı daha çok gürültü çıkaracağına inanıyorum…
Çünkü, haksızlıklara karşı iyi bir savunma gücüne ve donanımına sahip olduğunu biliyorum…
Dolayısıyla da, şehre aidiyet duyuyorlarsa, ki, duyuyorlar, özellikle iç sahadaki maçlarda tribünde olmalılar…
Daha da ötesi Gençlerbirliği maçında Vali, Belediye Başkanı, İl Başkanı ve parti gözetmeksizin bütün Konyalı vekiller sahaya inip, hakemlere ve takım kaptanlarına çiçek vermeli ve bayramlarını kutlamalı…
En azından, TFF’ye, MHK’ya ve hakemlere Konyaspor’un sahipsiz olmadığını göstermeliler…
Haksız mıyım?
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: