Harname: Öküzlere özenen eşeğin hikayesi
Hüseyin TOPTAŞ

Hüseyin TOPTAŞ

Harname: Öküzlere özenen eşeğin hikayesi

06 Ağustos 2020 - 13:55

 

Harnâme, divan edebiyatı şairi Şeyhi tarafından mesnevi türünde kaleme alınmış bir hikâyedir. 

Hekim olan Şeyhi, Çelebi Sultan Mehmet’i Karaman seferi sırasında Ankara’da tedavi etmiştir. Bunun üzerine kendisine hediye olarak bir tımar (arazi) verilmiştir. Verilen tımarı almaya giderken yolda tımarın eski sahipleri tarafından soyulmuştur.

Şeyhî, Harnamesi'nde içinde yaşadığı toplumun bozuk yönlerini öküzlere besili ineklere özenen, onlar gibi olmaya çalışan ama sonunda kuyruk ve kulaklarını kaybeden bir eşek örneğiyle dile getirir.
 

Zayıf bir eşek vardı

Yük çekmekten anası ağlardı

 

Bazen odun çeker, bazen su taşırdı

Gece gündüz sıkıntılıydı

 

O kadar ağır yükler taşıdı ki

Yaralardan tüyü kalmadı

 

Onu görenler

Sanki bir iskelet gidiyor diyordu

 

Bir gün sahibi onu himaye eder gözetir

Ona iyilik eder

 

Sırtından palanını alır ve otlamaya salar

Eşek otlayarak ilerler

 

Otlakta yürüyen öküzleri görür

Gözleri ateşli, göğüsleri gergin ve dolgun

 

Otlağı sömürüp yerlerdi

Ki kıllarını çekince kanları damlardı

 

Bazılarının boynuzları ay gibi

Kimisinin de halka halka yay gibi

 

Miskin eşek gezip dolaşırken

Sığırları görünce şaştı kaldı

 

İçleri rahat yürüyorlar

Bazen de dinleniyorlardı

 

Ne yular dertleri vardı ne palan üzüntüsü

Ne de yük altında hasta ve şikayetçiydiler

 

Eşek bu hali garip buldu çok şaşırdı

Kendi durumunu gözünün önüne getirdi

 

Dedi ki “Biz bunlarla aynı yaratılışdayız

Elde ayakta şekilde aynıyız

 

Bunların başına taç giydirilmesi neden

Bize bu ihtiyaç ve yoksulluk neden

 

Dedi ki “Eşeklerin en akıllısı falancadan

Başkası bu müşkilimi halledemez

 

Gerçekten de kavrayışlı bir eşek vardı

Hem üst sınıfta hem zekiydi

 

Yük altında yağları eritip

Çok çağlar görmüş geçirmişti

 

Bizim miskin eşek o ulu eşeğin yanına vardı

Yüz sürdü dedi ki ey yüce kişi

 

Sen eşekler içinde en olgun eşeksin

Akıllısın şeyhsin ehilsin, fazılsın

 

Kuşku yok sen eşeksin bilgesin büyüksün

Benim bir sorun var kerem eyle bunu hallet

 

Bugün otlakta öküzler gördüm

Göğüslerini gererek yürüyorlardı

 

Her biri semiz ve kuvvetli

İçleri dışları yağlı etli

 

Bize nedenini açıkla. Şu sultanlık tacı

Niçin bunlara layık görüldü

 

Madem yük taşımakta biz onlardan üstünüz

Peki neden biz boynuza layık olmadık

 

Pir eşek dedi ki

Ey bela bağına tutsak olmuş eşek

 

Bu işin aslını astarını dinle

Aklında noksanlık yoksa nedenini anla

 

Yaratan Allah öküzü yaratınca

Öküzleri rızk nedeni kıldı

 

Öküzler gece gündüz buğday işler

Buğday otlar buğday dişlerler

 

Aziz buğdaya bu öküzler besep olduğu için

Allah bunlara o yüceliği verdi

 

Devlet tacı başlarına kondu

İçleri ve dışları yağ ile et ile doldu

 

Bizim büyük işimiz odundur

İçimize ateş koyan o değersiz nesnedir

 

Gerçek buyruksa

Boynuz bir yana kulak ve kuyruk bile bize çoktur

 

Cılız, hasta, dertli eşek

Pir eşeğin yanından dertleri artmış olarak ayrıldı

 

Kendi kendine bu işin aslı kolaylaştı dedi

Çünkü kitaptaki bölüm açıklandı

 

Gideyim ben de buğday işleyeyim

O işte yazlayıp kışlayayım

 

Daha ne kadar odunla dayak yiyeceğim

Öküzler gibi buğdayla uğraşıp yücelikler bulayım

 

Giderken yeşermiş bir ekin tarlası gördü

Sanki o ekine kin tutardı

 

Aşkla tarlaya gidip işlemeye başladı

Bazen ayağıyla çiğniyor bazen dişiyle yiyordu

 

Yeşermiş arpayı gören aç eşek

Can derdine ilaç buldu

 

Arpayı istekle kavradığı her keresinde

Toprağını da eşek yüküyle götürdü

 

Ekini öylesine iştahla yedi ki tarla çıplak kaldı

Görenler ne acayip ekilmemiş tarla derdi

 

Yiye yiye karnı doydu müziğe başladı

Yere yattı yuvarlandı ağnandı

 

Söyleyip çağırmaya

Ağır yüklerini anarak anırmaya başladı

 

Eşek seslerin en çirkinini çıkarınca

Ekinli tarlanın sahibi sesini duydu

 

Eline sopayı aldığı gibi yola çıktı

Tarlasının halini görünce inledi

 

Gördü ki tarla ekinden temizlenmiş

Yeşil tarla kara toprak olmuş

 

Küfretmekle yüreği soğumadı

Eşeği döverek kendisini yatıştıramadı

 

Bıçağını çekip başka yerlerini bıraktı

Ama eşeğin kulağını ve kuyruğunu kesti

 

Eşek gözyaşı içinde kan dökerek

Canı acıyarak kaçmaya başladı

 

Yolda aniden karşısına pir eşek çıktı

Ne olduğunu sordu, eşek feryat figan

 

Batıl isteyerek haktan ayrıldım

Boynuz umdum kulaktan ayrıldım

 

Arpaya muhtaç yoksul bir eşekken

Başıma taç konmasını beklerdim

 

Helalinden rızk isterken

Bütün servetimi haramilere kaptırdım

 

Şeyhî’nin Harnamesi her zaman için ibret alınacak bir hikayeolarak okunmalıdır. Toplumun bozuk yönlerini ıslah etmek yerine onlardan istifade etmek için çalışanlar, hak hukuk anlayışını bir kenara bırakarak milletin hakkını gasp edenler veya onlara özenenler kısa vadede kazanabilirler ama uzun vadede hep kaybeden olurlar.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar