Pandemi ilerlerken...
Birsen Alkan Dinç

Birsen Alkan Dinç

Pandemi ilerlerken...

27 Kasım 2020 - 11:28

Dünya; 21.yüz yıla, değişim ve dönüşüm yaşayarak, yürümeye devam ediyor. 
Uluslar; kendi tarihleri, sosyal ve siyasi yapıları ve ekonomileri ile çok sesli bir kavganın içerisinde.
Bu kavga, uluslar arası ilişkilerde de soğuk bir savaşı, zaman zaman da istikrarı sağlamak adı altında sıcak çatışmaları da körüklemekte.
2000'li yılları tamamlayıp, 3 binli yıllara girerken;  ekonomide kapitalizmin üstünlüğü, serbest  ekonominin verdiği rekâbet gücü ve liberal demokrasi sürecine giriş, bireylerin tanımak zorunda olduğu, sosyal, siyasal ve ekonomik zorunluluklardı. Böyle bir ortamda bilimsel çevrelerin üzerinde kafa yorduğu,
ama sade insanların tanımadığı olay; 19 Aralık 2019 tarihinde, Asya ülkesi Çin'de  ortaya çıkıyor ve dünyayı saracak uzun yolculuğuna  başlıyordu...
Avrupa dan sonra, Ülkemiz de 11 Mart 2020  tarihinde salgın hastalıkla yüz yüze  geldi.
Verdiği zarar; can kayıpları,  toplumun moral değerlerinin düşmesi,  panik, anılan tarihten önceki tüm alışkanlıkların terkedilmesi, sosyal yaşamın durması, yalnızlık,  sokağa çıkmanın kısıtlanması, işsizlik, eğitim hayatının evden devam etmesi, şirketlerin iflâsı, kapanan iş yerleri,üretimin durması ve ekonomik kriz ortamı, kendine has bir kültürü oluşturdu.
Bu kaos ortamında tek tesellimiz, hastalığa yakalanmayan insanımızın, rutin sağlık kontrolleri ile hastahaneleri meşgul etmemesi ve çalışan sağlık personelimizin göstermiş olduğu olağanüstü çaba !... 
Belkide dünya ülkelerine gösterebileceğimiz, en güzel örnek davranış modeli oldu.
21.Yüz yılın  başında, girilen bilgi ve teknoloji çağının insanlığa sunduğu, "hızlı bilgiye erişim ve iletişim", bu dönemde insanlar arasında bilgi akışını gerçekleştirirken; iletişimi de toplumlar ötesi bir düzeye ulaştırdı. 
Dünya  ulusları nın iletişimde,planladığı  bu erişim süreci bazı ülkelerde, ulaştığı hacim ve hızla, "dijital bir devrim" gerçekleştirdi.
Ülkemizin, çok daha önce gündeminde olması gereken; çağın değişim yön ve hızına ayak uydurabilecek yeniliklerin uygulanması, bu süreçte zorunlu hale gelmiştir.
Çağın gereği; Dünya ülkelerinden bağımsız bir yaşamı düşündürmemektedir.
Yaşamın en temel ilkesi de, ortama uyum sağlayabilmektir.
Canlılar için değişmeyen bu kural, sosyal ve siyasi kurumları, üretim ve hizmet sektöründe yer alan şirketleri, kültürel yapıyı ve tüm uluslarıda içine alır.
Olağanüstü haller devam ederken, toplum rutin alışkanlıklarını terketmek zorundadır. Bu terkedişin getirdiği baskı ve zorlama, bireye kadim kültürüne dönme ve aldığı güçle, yeni duruma çözüm arama yollarını da öğretir. 
Köklü bi kültüre sahip olan Türk Milleti'nin töresinde; 
yardımlaşma, sevgi, merhamet vardır. En belirgin özelliği de; mücadeleci olması, üretimin her alanında rol alması ve sanatsal yaklaşımı ile değişim fırtınalarına direnç gösterebilmesidir.
Bugün, değişim sancısı çeken birey ; yalnızdır, işsizdir, eğitimsizdir, ekonomik yetersizlikleri vardır ve zor bir süreç yaşamaktadır.
Vasıfsız ve eğitimsiz insanımızın yaşadığı bu darboğaz, hiç de tesadüfi değildir.
Küreselleşen dünya düzeni, gelişimini tamamlarken; bilgi ve eğitim düzeyinde belirli bir konuma erişmiş bireye, hizmet sektöründe daha çok ihtiyaç duyar... Dünyanın hangi ülkesinde yaşarsa yaşasın , sektör ve kurumlar O'nu arar, bulur.
Vasıfsız ve eğitimsiz birey , bu yeni dünya düzeninde parya dır.
Çünkü; küreselleşen yeni dünya düzeni, büyük  şirketlere, siyasi ve sosyal kurumlara, sanayileşme sürecini tamamlamış ve üretimini geliştirmiş Uluslara ve bu ulusun eğitimli bireylerine değer vermektedir.
Vasıfsız, yoksul , emeğe dayalı iş gücü insanını ötelemekte ve kaderine terk etmektedir.
2000'li yıllara girerken, düşünen ve fikir üreten insanımızın ve bilim adamlarımızın bir çığlığı vardı:
"Dünya değişiyor,  bilgi çağına eksik girdik, teknoloji çağına hiç hazırlığımız yok. Eğitime önem vermeliyiz !..."
Burada kastedilen eğitim, aile içi, okul sıraları ve her iş kolunun kendi çalışanına vermesi gereken; "hizmet içi iş eğitimi"dir.
1990 ve 2020 yılları arasında, Ülkemiz kuşkusuz büyük , değişim ve dönüşüm yaşamıştır.
Ancak; bu süreci yaşarken ekonomik, sosyal ve siyasal değişimin yanısıra, eğitim ve kültür politikalarında yapılan hatalar, eksik bırakılan unsurlar, değişen dünya ülkelerine uyum sağlamamızda güçlüklerle karşılaşmamıza neden olmuştur.
Normal şartlarda bile, kültür ve eğitim hayatın da ki ihmâlkâr, tutum yaşadığımız çağın temel problemleri arasındadır.
Pandemi sürecinde ise;
* Birey yalnız, özgüven eksikliği ve panik yaşıyor.
* Güvensizlik hakim olmuş,  dünya ülkeleri ile ekonomik rekâbete girecek,  güçlü bir ekonomik alt yapıya sahip bir kurum ve kuruluşun mensubu değil.
* Kültür ve sosyal hayatı kesintiye uğramış.
*Çekişmeli ve kavgalı sürüp giden siyasi ve sosyal yapı da kendisini , ifade edemiyor, katılamıyor ve bunalıyor.
Yenilik,değişim ve olağanüstü  hallerde; 
* bireye,
* aileye,
*toplum bütünlüğüne özen göstermek zorundayız.
Zira, yapılan tüm yenilik ve değişim, toplum ve insan içindir.
Katılımcı, hür düşünce sahibi, eğitimli, üstün hizmet anlayışına ulaşmış, ufku geniş ve cesaretli bireylerin oluşturduğu toplum; değişen dünyada yarınlara şekil verebilecek ve bilimsel hayaller kurabilecektir.

Saygılarımla....

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar