Ramazan ayını diğer aylardan ayıran ve onu değerli kılan en büyük hakikat, Kur’ân-ı Kerîm’in bu ayda indirilmiş olmasıdır. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin bu ayda bulunması, oruç farizasının bu ayda eda edilmesi; teravih, mukabele, itikâf, iftar, sahur ve fıtır sadakası gibi önemli sünnetlerin hep bu ayda yoğunlaşması, Ramazan’ı müstesna bir zaman dilimi hâline getirmektedir.
Peygamber Efendimiz (sav), Ramazan günlerinde Kur’an’ı daha çok okur, hayır ve hasenatta bulunurdu. Cebrâil (as) Ramazan boyunca her gece gelir, Resûlullah (sav) ona Kur’an’ı arz ederdi. (Buhârî, Savm, 7) Günümüzde camilerimizde ve evlerimizde sürdürülen mukabele geleneği işte bu karşılıklı okuyuşa dayanmaktadır.
Ramazan; yalnızca aç ve susuz kalma ayı değil, kendimizi hesaba çekme, amellerimizi gözden geçirme ve fiilî bir muhasebe yapma zamanıdır. Bu ay, kulluğumuzu yeniden tazeleme ve hayatımızı takva ekseninde düzenleme fırsatı sunmaktadır.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“Beş haslet vardır ki, her kim onları bilerek ve inanarak yerine getirirse cennete girer.” Ardından şöyle açıklar:
“Abdestin, rükûnun ve secdenin hakkını vererek vakit namazlarını kılan; Ramazan orucunu tutan; gücü yetiyorsa Kâbe’yi hacceden; gönül rızasıyla zekâtını veren ve emanete riayet eden kimse…” (Ebû Dâvûd)
Allah Resûlü (sav), Allah rızası için oruç tutar ve iftarını da yine O’nun rızkıyla açardı. İftar ederken şöyle dua ederdi:
“Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttum ve senin rızkınla orucumu açtım.” (Ebû Dâvûd, Sıyâm, 22).
Yine Peygamberimiz (sav), “Her oruçlunun iftar anında reddedilmeyen bir duası vardır.” buyurarak müminlere bu rahmet vaktini değerlendirmelerini öğütlemiştir. Bu hadisi rivayet eden sahâbî Abdullah b. Amr (ra) iftar vaktinde şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Her şeyi kuşatan rahmetinle beni bağışlamanı diliyorum.” (İbn Mâce, Sıyâm, 48).
Allah Resûlü’nün, “Günahlarını bağışlatmadan Ramazan’ı geçirenin burnu yere sürtünsün.” (Tirmizî) uyarısına muhatap olanlardan değil; “İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan’ı ihya edenin geçmiş günahları bağışlanır.” müjdesine erişenlerden olmak için gayret göstermeliyiz.
Unutmamalıyız ki oruç, yalnızca mideyi aç bırakmak değildir. Göz, harama bakmaktan; kulak, kötü söz dinlemekten; dil, yalandan ve gıybetten; el ve ayak, harama yürümekten; kalp ise kin ve hasetten uzak durmadıkça oruç kemale ermez. Aksi hâlde, Allah Resûlü’nün ifadesiyle, nice oruç tutanlar vardır ki nasipleri yalnızca açlık ve susuzluktur.
Ramazan; nefsimizi terbiye ettiğimiz, kalbimizi arındırdığımız ve amellerimizi hesaba çektiğimiz ilahî bir fırsattır. Bu fırsatı gafletle değil, şuurla değerlendirelim.
Rabbimizden niyazımız; Ramazan’ı hakkıyla idrak eden, muhasebesini yapıp arınan ve bağışlanma müjdesine nail olan kullarından eylemesidir.
Ramazan: Amellerimizin Muhasebe ve Arınma Ayı
Yayınlanma :
27.02.2026 16:48
Güncelleme
: 27.02.2026 16:48
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: