Cahiliye döneminde müşrikler, ekin ve hayvanlarından bir payı Allah’a, bir payı da putlarına ayırırlardı. Ancak Allah adına ayırdıklarını zamanla putlarına aktarır, böylece kendi uydurdukları inançları meşrulaştırmaya çalışırlardı.
Ortak koştukları sahte tanrılar ve şeytanlar, bu tür uygulamaları kendilerine süslü gösterdiği gibi, öz çocuklarını öldürmeyi de cazip hâle getiriyordu. Bu vahim durum; kimi zaman geçim korkusuyla kız çocuklarını diri diri toprağa gömmek, kimi zaman da erkek çocuklarını putlara adamak şeklinde ortaya çıkıyordu. Ayrıca hayvanların kesimi ve etlerinden faydalanma konusunda da keyfî şekilde helal-haram hükümleri belirliyorlardı.
Oysa Hz. Âdem’den itibaren bütün peygamberler, helal ve haramı insanlara açıkça bildirmiştir. Buna rağmen insanların bu sınırları çiğnemelerinin arka planında, fıtratlarını bozma ve dini tahrif etme amacı yatmaktadır. Cahiliye döneminde yaşanan bu ilahi nizamdan sapmalar dini tahrif amaçlı olarak farklı isim ve yöntemlerle günümüzde de devam etmektedir.
İnsanların kendi başlarına helal ve haram belirleme yetkileri yoktur. Bu hak yalnızca Allah’a aittir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“(Ey Muhammed!) De ki: ‘Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. Çirkinliklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşru bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram kıldığı canı öldürmeyin. İşte bunları Allah size emretti ki aklınızı kullanasınız.’” (En‘âm, 6/151)
“Yetimin malına, rüşdüne erişinceye kadar en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadar sorumlu tutarız. Konuştuğunuz zaman, yakınınız bile olsa adil olun. Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.” (En‘âm, 6/152)
“Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi O’nun yolundan ayırır. İşte bunları Allah size sakınasınız diye emretti.” (En‘âm, 6/153)
Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.) bu ayetlerin, önceki ilahî kitaplarda da bulunan ve hükmü kaldırılmamış (muhkem) temel hükümler olduğunu ifade etmiştir. Bu yönüyle söz konusu emir ve yasaklar, insanlığın ortak ahlâkî ilkeleri niteliğindedir. Bunlarla amel eden cennete girer, etmeyen de cehenneme.
İslâm’ın Temel Yasak ve Emirleri
Bu ayetlerde, biri tevhid inancı olmak üzere, diğerleri ahlâkî ve sosyal düzeni ilgilendiren temel hükümler sıralanmakta, Allah’ın dosdoğru olan yolundan gidilmesi emredilmektedir. Bunlar:
1. Tevhid (Allah’a ortak koşmamak)
İslâm’ın temelidir. Müslüman olmanın birinci şartıdır. Bütün amellerin kabulü bu esasa bağlıdır.
2. Anne ve babaya iyilik (ihsan)
Bir emir olarak zikredilmesi, zıddının yani onları incitmenin haram olduğunu da gösterir. İslâm’da ebeveyne saygı vazgeçilmezdir. "Ana babanıza ihsan ediniz" emri, "onları asla incitmeyiniz" nehyini de gerekli kılar. Yani ana babayı incitmek o kadar haramdır ki, akıl ve hayale getirilecek şey değildir. Onlar hakkında ancak ihsan vazifesi düşünülmelidir ve ancak o yapılmalıdır.
3. Çocukları öldürmeme
Geçim korkusuyla evlatların hayatına son vermek büyük bir günahtır. Ana babaya ihsan evladın görevi olduğu gibi, evladın hayat hakkına tecavüz etmemek, korumak da ana babanın görevidir. İsrâ sûresinde "Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyiniz" (İsrâ, 17/31) buyrulmuştur. “Fiilen yoksulum, besleyemeyeceğim" diye çocuğu öldürmek haram oluğu gibi, fakir değilken, fakir olmak korkusu ile öldürmekte haramdır.
“Çocuklarınızı öldürmeyin” emri, günümüzde yaygın olarak uygulanan ve ciddi tartışmalara yol açan kürtaj konusuyla da yakından ilgilidir. Günümüz alimlerinin büyük çoğunluğu, hamileliğin hangi safhasında olursa olsun, çocuk düşürme ve aldırmanın haram olduğu görüşündedirler.
4. Çirkinliklerin açığından da gizlisinden de uzak durma
Sadece fiilin kendisi değil, ona götüren yollar da yasaklanmıştır. “Yaklaşmayın” ifadesi bu inceliği ortaya koyar. Bir insan, açıktan işlemeye çekindiği bir kötülüğü gizli olarak yapabiliyorsa, bu onun, insanlar tarafından kınanmaktan çekindiği halde Allah’ın buyruğunu ihlâl etmekten çekinmediğini gösterir. Ayrıca kötülüğü “yapmayın” veya “işlemeyin” yerine “yaklaşmayın” buyurulması, insanı kaçınılmaz olarak kötülük işlemeye sevk edebilecek ortam ve şartlardan uzak durmayı öngörmektedir.
5. Haksız yere cana kıymama
İnsan hayatı dokunulmazdır. Bu, insanlık tarihi boyunca korunmuş temel bir ilkedir.
6. Yetim malını koruma
Bütün insanların malları dokunulmaz olmakla birlikte, zayıf ve korumasız olmalarından dolayı yetimlerin malları daha çok saldırı veya istismara açık olduğu için âyette bu hususta özellikle titiz olunması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Zayıf ve korumasız olan yetimlerin haklarına özel hassasiyet gösterilmesi emredilmiştir.
7. Ölçü ve tartıda adalet
Ticarette dürüstlük esastır. Haksız kazanç haramdır. İnsanlar arasındaki en yoğun ilişkilerden olan alışveriş sırasındaki ölçü ve tartılarda dikkatli olunması ve adaletli olunması istenmiştir. Alışveriş sırasında satıcının da müşterinin de karşılıklı olarak adalet ve hakkaniyeti gözetmeleri gerekmektedir. Yetim malı olmasa bile başkasının hakkına tecavüz de haramdır. Hiçbir kimseye gücünden başkası teklif edilmemiştir.
8. Sözde adalet
Şahitlikte ve konuşmada tarafsızlık şarttır. Yakınlık, adaleti bozmamalıdır. Gerek hüküm vermede gerek şahitlikte ve gerekse herhangi bir hususta bir söz söylediğiniz zaman hakkını, doğrusunu söyleyiniz. Adalet ve hakka aykırı söylemeyiniz ki, bu da haramdır. Lehinde veya aleyhinde söyleyeceğiniz kimse isterse akrabanızdan olsun. Yine doğru söyleyiniz, taraf tutmayınız.
9. Ahde vefa
Allah’a ve insanlara verilen sözlerin tutulması farzdır. Ahdin bozulması haramdır. Allah’ın ahdinden maksat, O’nun kullarına yüklediği her türlü vazifelerdir. Müslüman olan kişi, bir bakıma Allah ile ahidleşmiş, O’nun hükümlerine uymayı taahhüt etmiş olduğundan ayette bu durum hatırlatılmaktadır.
Dosdoğru Yol Uyarısı
Bu emir ve yasakların ardından Allah Teâlâ, bunların kendi “dosdoğru yolu” olduğunu bildirir. Bunun dışındaki yolların ise insanı hak yoldan sapmaya götüreceğini açıkça ifade eder.
“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.” (En’am 6/153)
Sonuç
Bu ayetler, İslam’ın yalnızca ibadetlerden ibaret olmadığını; aynı zamanda hayatın her alanını kuşatan bir ahlâk ve hukuk sistemi sunduğunu göstermektedir.
İlahi yasaklar, insanı sınırlamak için değil; korumak için vardır. Kurtuluş, bu sınırlara riayetle mümkündür.
Tevhid, adalet, merhamet ve sorumluluk gibi değerler bu ilahî mesajın özünü oluşturur. Bu ilkelere sarılan birey ve toplumlar huzura ulaşır; onlardan uzaklaşanlar ise sapma ve çözülme ile karşı karşıya kalır.
Yorumlar
Kalan Karakter: