Reklam
  • Reklam
Hesapsız yaşamda borç yiğidi kamçılar
Nimet DÖNMEZ

Nimet DÖNMEZ

Hesapsız yaşamda borç yiğidi kamçılar

13 Ekim 2022 - 18:04 - Güncelleme: 13 Ekim 2022 - 18:06

Yüksek enflasyon ve değer kaybeden lira nedeniyle alım gücü gerileyen, kredi kartı borcunu ödeyemeyen vatandaşların sayısının arttığını hepimiz biliyoruz. Kredi kartı borcundan ödeyemeyen kişi sayısı, geçen yılın ağustosuna göre 516 bin 695 kişi artarak, 4,1 milyona ulaşmış. 

Eski bir söz vardır, “Borç yiğidin kamçısıdır” diye, borç övgüsü yapan değerlendirmenin hayatımızdan çıkması gerektiğini artık sizde benim gibi düşünüyorsunuzdur.  

Bankaların bol kepçe dağıttıkları kredi kartlarını hesapsız kullanan, bir bankadan diğer bankaya kredi kartlarıyla borçlarına takla attırmaya çalışanları görüyor ve duyuyorum. Yıllardır nakit dışında hiçbir şekilde kredi kartıyla alışveriş yapmadım yapmamda… Geçen gün bir market zincirinden alışveriş yaparken bir hanımın ödemesini yapmak için cüzdanını çıkardığında ben diyeyim on siz deyin 15 kredi kartı mekanik bir cüzdandan fırladı. Kolay kullanım sağlamak için herhalde o cüzdanı da tercih etmişti. Aşağı yukarı bin küsurluk alışverişi kartın birinden yaptı ve gitti. O kartlar birbirini ödemek için vardı diye düşündüm. Her zaman söylediğim planlı ve düzenli harcamalar sizi her zaman bir sonraki dönemde düşeceğiniz sıkıntılardan kurtaracaktır.

Ancak, asıl gerçek ücretlilerin aldıkları zamlarla alım güçlerini artıramadıkları için, kredi kartlarıyla açığı kapatmak yanlışı içinde olmayı devam ettirmeleri. 

Yılbaşında alınan yüzde 50’yi aşan ücret zamlarına karşın, ücretlilerin alım gücü enflasyon ve hayat pahalılığı artışının gerisinde kaldı. Alım gücünün ve ona bağlı refahın artması sağlanamayınca, zorunlu harcamalar için ücretliler kredi kartlarına başvurmuş, bu da bireysel borçlulukların artması sonucunu getirmiş. Yapılan araştırmalar ve rakamsal verilerin sonucu bu yönde.

Öte yandan kira göçleri de artmaya başladı. Özellikle asgari ücretle geçinmek zorunda olanların durumları daha da zor. Üstelik emekliyseniz hiç yaşamayın büyükşehirlerde. En düşük emekli maaşının 3500 lira olduğunu ve ev kiralarının %400 arttığını düşünürseniz ve bu zamana kadar ev sahibi olamamışsanız vay halinize! Yaşamayın ondan iyi… gerçekten bütün bunlar yaşamın gerçekleri.

İnsanlar artık büyükşehirlerde yaşamak istemiyor. Geçmişte köyden kente göçenler, artık metropollerden kaçışı çoktan başlattılar. Son günlerde ev taşıma işini yapan nakliye şirketlerinin işlerinin arttığını ve kira ücretlerinin ucuz olduğu noktalara ev taşıma işlerini yaptıklarını açıklıyorlar. Üstelik nakliye şirketlerine ödenen ücretlerin de yüksek olduğunu duyuyor ve biliyoruz.

Yeni bir yaşam ve yeniden hayata tutunmak için çıkılan yolda, ya eski köy evlerine geri dönmeyi planlayanları ya da bulundukları şehirlerde çocuklarının eğitimi ve çalıştıkları işleri kaybetmek istemeyenlerin yaşam alanı olamayacak kadar kötü mekanlarda hayatlarını devam ettirdiklerini duyuyoruz. 

Bu ülke insanı tüm bu yaşananları hiç hak etmedi. Çünkü biz başka milletlere benzemeyiz. Gençlerimiz akın akın geliyor. Onlar artık bu ülkeyi bir yerlere taşıyacak durumdalar ve hepsinin hayalleri var. Ancak bugün gelinen noktada okullarda, yurtlarda sosyal hayatta yaşadıkları sorunlarla başa çıkmaya çalışıyorlar. Artık dünya eski dünya değil ve gençlerin beklentisi daha yüksek ve daha başarılı olmak istiyorlar.

Enerji savaşları başladı artık. Başınızı kaldırıp etrafınıza bakın ve bugün yaşadığımız çağda kışı nasıl geçireceği endişesi yaşayan Avrupalıları görüyorsunuz. Artık gençler alternatif enerji kaynakları araştırmak, enerji çağında bu konuda ülkeyi ileri seviyelere taşıyacak hamleleri yapmak istiyorlar. Özellikle son zamanlarda enerji sektöründe çalışmak için enerji mühendisliği ve alternatif enerji kaynakları bölümlerinin sayısı artmaya başladı.

Sözün kısası yaşam giderek zorlaşıyor. Daha adil, daha gerçekçi, daha üreten bir toplum olmak istiyorsak bizi yönetenler insanımızın yaşam standartlarını artıracak, gençlerin ve çocukların daha kaliteli eğitim almalarını sağlayacak.

Yine yeniden planlama teşkilatları hayata geçirilip, üretimin kapısını aralayacak fabrikaların, tarımsal alanların, makine parklarının harekete geçirilmesini sağlayacak adımların atılması gerekiyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar