Size bir sokak röportajından kısa kesitler sunacağım:
Bir gence soruluyor:
-Müslüman mısın?
-Değilim.
-Hristiyan mısın?
-Hayır.
-Yahudi misin?
-Yok.
-Hangi dine mensupsun?
-Hiçbir dine inanmıyorum.
-O zaman Ateistsin!?
-Hayır, Ateist de değilim, Benim hiçbir dinle alakam yok!
-Peki Allah'ın varlığına inanır mısın?
-Hayır, benim ideolojik takıntılarım yoktur.
-Demek ki, bu evrende seni ve tüm varlıkları yaratan bir kudretin varlığına -ki biz bu varlığa Allah diyoruz- inanmıyorsun öyle mi?
-İnanmıyorum, eğer Allah olsaydı dünyada hiçbir kötülük olmazdı, iyilik ve adalet sahibi dedikleri Allah buna izin vermezdi!...
.........
Soru-cevap şekilde devam eden bu sohbette, üniversite çağındaki gencin itiraz ve iddialarına karşı, kendisine verilen bilimsel, aklî ve mantıki cevapların hiçbiri onu ikna etmeye yetmiyor!... En sonunda verdiği cevap yine aynı:
-Benim Dinle, Allah'la bir ilgim yok, ben ideolojik düşünmüyorum. Hatta, gökten bir varlık inse de "Ben Allah'ım, bana inanın dese, ben yine inanmam" diyerek son noktayı koyuyor.
Bu genci, belki "istisna" olarak görenleriniz olabilir ama ben böyle görmüyorum. Çünkü, bu genç gibi düşünenlerin sayısı hiç de az değil! Bunlara "düşünmeyen gençler" desek daha doğru olacaktır. Çünkü, röportajdaki bu genç gibi, ne bilim ne mantık ne genel kültür ne din, hiçbir alanda doğru dürüst bilgisi olmayan yığınla genç var!.. Benzer durumu "kim bir milyon ister" gibi pek çok bilgi yarışma programlarında da görüyoruz. Ne yazık ki, doğru bilgiden uzak magazin dolu beyinler, geleceğimizi tehdit ediyor!
Bu ve benzeri gençlerimizin, seküler ve maddeci eğitim sistemiyle nasıl boş, pragmatik, taklitçi, haz ve hız odaklı yetiştiklerini, kendinden başka görüşlere kapalı ego-santrik (benmerkezci) bir anlayışa sahip olduklarını üzülerek görüyoruz.
Röportaj yapılan gencin, hiçbir ilke, akıl ve mantık usûllerine uymayan aşağıdaki sözünü de duyunca benim gibi siz de hayret edecek, bu kadar da tutarsızlık ve bilinçsizlik olmaz, diyeceksiniz! Röportaj bitiminde vedâlaşırken, Allah'a inanmadığını söyleyen bu genç, muhatabının elini sıkarken ne diyerek ayrılıyor biliyor musunuz:
-"Allah'a emanet ol."
İste bu, muhakemesizliğin, taklitçiliğin, şuursuzluğun ve ilkesizliğin zirvesidir. Dinin bir inanç ve eğitim sistemi olarak sosyal hayatın içinde bir dünya nizamı olduğu öğretilmez de, okullarda sadece bir kültür, bir gelenek olarak okutulursa sonuç bu olur.
Ümitsiz miyiz? Elbette hayır. Ancak, yaşadığımız bu tehlikenin farkında olarak tedbir almanın da gerekliliğini tekrar hatırlatmak istedim.
Yorumlar
Kalan Karakter: