Dikkatimi çektiği için yazmadan edemedim. Aşağıdaki haberi okuyunca, yabancıların hassasiyetini takdir ederken Ülkemde yaşananlardan dolayı da hayıflandım, hicap duydum.
Ramazan ayındayız. Tamamı demesem de halkın kahir ekseriyeti Müslüman olan bir Ülkede yaşıyoruz. Her ne kadar istatistikler; camiye gidenlerin, namaz kılanların veya oruç tutanların azaldığını, İslami yaşantının ve dini değerlere hassasiyetin zayıfladığını söylese de, kendini "ateist" olarak tanımlayan kişilerin bile ölünce "Müslüman" kimliğiyle camiye getirildiğini, cenaze namazlarının kılınarak Müslüman mezarlığına defnedildiğini biliyor ve görüyoruz. Bu yapılan işe, cenaze sahibi ailelerin ve yakınlarının da hiçbir itirazı olmuyor. O halde burası Müslüman bir Ülke...
Gelelim habere. Seversiniz sevmezsiniz ancak milyonların ilgilendiği bir futbol maçı için İngiliz Liverpool Kulübü 10 Mart Salı günü GS ile İstanbul'da oynayacağı Avrupa Şampiyon Kulüpler futbol maçı için taraftarlarına çok ciddi uyarılarda bulunuyor ve diyor ki: "19 Şubat Perşembe günü başlayan Kutsal Ramazan ayında Müslümanlar şafaktan gün batımına kadar oruç tutarlar. Yasal olarak çok az şey yasak olsa da, yerel gelenek ve göreneklere saygı göstermek büyük önem taşır. En önemli yazılı olmayan kural, gündüz saatlerinde kamusal alanlarda yemek yemek veya içecek tüketmenin hoş karşılanmamasıdır."
Düşünün, bir İngiliz kulübü İstanbul'a gelecek taraftarlarını Müslümanların dini değerlerine saygı göstermeye çağırırken özellikle gündüz oruçlu oldukları süre boyunca kamusal alanlarda açıktan yememe ve içmeme konusunda uyarılarda bulunuyor. İngiliz holiganlar bu uyarıyı dikkate alacaklar mı bilmiyorum ama önemli olan bu hassasiyetin gösterilmesidir. Zira, bunu söyleyen Hristiyan İngiliz Kulüp yöneticileri. Yani, öldüklerinde papazın kutsamasıyla başına haç dikilerek gömülen Hıristiyanlar bunlar. Ama dine ve dini değerlere saygılarını görüyorsunuz.
Peki, kendilerini "Müslüman" tanıtıp da ölünce cenazesi camiye getirilen Türkiye'deki malum bazı kesimlere bakalım: Ramazan'a, oruca, namaza, camiye, cemaate, Kabe'ye, Kur'an'a vs. bütün dini değer ve sembollere ne kadar da şedit karşı çıkıyorlar, biliyorsunuz! Nasıl da düşmanca tavır takınarak dinini yaşamak isteyenlere adeta hayat hakkı tanımak istemiyorlar, görüyorsunuz!.. Ellerine fırsat geçse, dinini yaşayan Müslümanları ya Suudi Arabistan'a, ya İran'a ya da Afganistan'a sürecekler!.. Bunu kendileri söylüyorlar. Şimdi siz söyleyin, acaba hangisi "gâvurluk"ta daha ileri...
Bu yazıyla sakın bir "Hrıstiyanlık" güzellemesi yaptığımı sanmayın. Sadece yaşanan bir vakıaya işaret ediyor ve yorumu size bırakıyorum. Bir yanda Allah'a ve Müslümanlara açıkça düşman olan Yahudiler, diğer yanda Müslümanmış gibi gözüken münafık tipli Müşrikler... Bir diğer yanda da Müslümanlara ve dini değerlere saygılı Hristiyanlar... Elbette istisnalar olabilir ama genel durum budur. Konuyla ilgili Ayet-i Kerimede Yüce Allah şöyle buyurur:
"İnsanlar içinde Mü’minlere en şiddetli düşmanlık besleyenlerin Yahudiler ve Allah’a şirk koşanların olduğunu görürsün. Yine insanlar içinde Mü’minlere sevgi, şefkat ve alaka bakımından en çok yakınlık duyanların ise “Biz Hristiyanız” diyenler olduğunu görürsün. Çünkü onların içinde; ilim ve ibâdetle meşgul dürüst din âlimleri ve kendilerini Allah’a adamış rahipler vardır. Onlar, gerçekler karşısında büyüklenmezler." (Maide suresi, 82.Ayet)
Yorumlar
Kalan Karakter: