Başlığa bakıp "ahlâksız dindarlık" mı olur demeyin, tabii ki olmaz; çünkü dindar olmak ahlâklı olmak demektir. İslâm dini, baştan sona ahlâktır.
Ama gelin görün ki, toplumumuz "ahlâksız dindar"larla çepecevre kuşatılmış gözüküyor. Eskiden bunlar istisna sayılırdı, şimdi genele yayıldı. O kadar çoğaldı ki, "Eğer bunlar Müslümansa biz bu Müslümanlardan değiliz" der hâle geldik. Bu kişiler, ahlâksızlığı artık meslek edinmişler! İşin acı tarafı, toplum bunları Müslüman bilmekte, namazlı niyazlı dindar insanlar olarak nitelemektedir.
Oysa bunların inandıkları İslam'ın değer yargılarına baktığınız zaman, durum hiç de öyle değildir. İslam'a göre, ahlâk yoksa din eksiktir, işlevsizdir, "keen lem yekûn"dür, sanki yok gibidir.
Oysa, ahlâka en çok ihtiyacı olanlar, dindar olduklarını iddia edenlerdir. Söz ve davranışlar ahlâki olursa dindar olmak anlam kazanır. Yoksa ahlaksız dindarlık tutarsızlıktır, sahibini güvenilmez yapar.
İslâm dininin temel ilkelerinin her birinin bir ahlakı vardır. İnancın, amelin, muamelâtın, ukubâtın bir ahlâkı vardır. Ahlâksızlık, toplum için bir belâdır, külliyen zarardır, fitne ve huzursuzluk kaynağıdır.
Toplum, şayet bir kişinin şerrinden emin değilse bırakınız onun dindarlığını, onun inancı bile tartışmalı hâle gelir. Bu işten vazgeçmeye, tövbe etmeye davet edilir. Bunu yapmaz ve hâlâ ahlâksızlığında ısrar ederse o kişinin Müslümanlıkla bağı kopar.
Bu önemli konuyu, "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim" diyen Allah Resûlü'nün şu Hadis-i Şerifi ile pekiştirelim:
"Komşusu /etrafı /çevresi zararından emin olmayan kimse, Cennete giremez." (Müslim, İman, 73).
Müslüman; Allah'a ve Onun gönderdiklerinin hepsine teslim olan, Mümin de; kendi inancından emin olup başkalarının da kendisinden emin ve güvende olduğu kimsedir.
Kimse kimseyi kandırmasın. Ahlaksızlıkla dindarlık bir arada bulunmaz.
Yorumlar
Kalan Karakter: