İnsanları etkilemenin en kısa yollarından iki özellikten bahsedeceğim. Biri, olağandışı, gaybî ve esrarengiz anlatımlar, diğeri de rüyalara dayalı hayali yorumlardır. Bu iki anlatım şekli bir toplumda etkili oluyorsa ve insanların çoğu bunlarla dini hayatlarını yaşıyorlarsa, bu ancak tek bir şeyle izah edilebilir; O da, Kur’an-ı Kerim gerçeklerinden habersiz olmaktır…
Bu nasıl olur, demeyin.
Kur’an-ı Kerim, kendi beyanıyla esrarengizliği olmayan, gizliliği bulunmayan ve gaybı ancak Allah’ın bildiğini haber veren bir Kitaptır. Bu Kitap’ta insanların nasıl yaşayacakları açıkça beyan edilmiştir. Kısaca, ne olduğu bilinmeyen, anlaşılmayan, gizemli, sırlarla dolu veya gizli bilgilere sahip bir kitap değildir. Zaten kendisi de “anlaşılsın diye gönderilmiş açık bir Kitap" olduğunu ifade eder. (Zuhruf, 3; Fussilet, 3, 44; Şuara,19; Yusuf, 2;...vb.) Dolayısıyla bu Kitap’la indirilmiş olan “İslam Dini”nde esrarengizlik yoktur.
Bu dinin Peygamberi Hz.Muhammed aleyhisselamın hayatı ise, ortadadır. Sahabeler, onun yaşantısını olduğu gibi anlatmışlar, vahyin hayata intikaliyle ilgili ev içi ve ev dışı her hâlini bize olduğu gibi aktarmışlardır. Hatta, öğrenilmesi gereken en mahrem bilgiler bile, “Din öğretiminde utanma yoktur” prensibiyle Hz.Peygamber tarafından bizzat anlatılmıştır.
***
Buna rağmen, toplumda insanları etkileyen bazı anlatımlar, sırlarla dolu, esrarengiz olaylarla süslü, gizli ve gizemli söylemlerle örülü olarak insanlara çeşitli sözüm ona bilgiler sunulmakta, böylece ilgi ve merak uyandırılarak insanlar cezbedilmektedir.
Doğrudan Kur’an bilgisine sahip olmayan kişiler de, bu anlatımlara kapılarak merak saikiyle bunlardan etkilenmekte, esrarengizliğin peşine takılarak bunları anlatan kişilere bağlanmaktadırlar. Öteden beri, gaybî konular, bilinmeyen ve gelecekle ilgili hayali anlatımlar, bu bağlılığı tetikleyen unsurlar olmuştur. Bugün de olmaktadır.
***
Rüyalarla anlatıma gelince, insanları etkilemede en müessir etkenlerden biri de budur. Her ne kadar “sadık rüyalar” peygamberlerde görülen vasıflardan biri ise de, bu rüyaların “sadık” olması, onların peygamber olmalarından kaynaklanır ki, bazı hallerde vahye mesnet teşkil ederler. Ancak bunlar, diğer insanlar için aynı anlama gelmez.
Ayrıca, bütün İslam alimleri müttefiktir ki, rüyalarla amel etmek ve dini hükümler vermek, asla kabul edilmez. Dolayısıyla, dini hayatı rüyalarla yönetmek yoktur. Çünkü, İslam dini son Peygamber Hz.Muhammed Aleyhisselam ile tamamlanmıştır. Bu dinde, eksik veya fazla hiçbir şey yoktur. Vahiy tamamlanmış ve İslam Dini kemâle ermiştir. Kur’an ayetleri ve yaşayan sünnet ortada iken, birilerinin esrarengiz anlatımlarla yeniden dini hükümler inşa etmesi veya gördüğü rüyaya göre dini hayatı tanzim etmesi batıldır ki bu; vahyi eksik görmek anlamına gelir.
***
Her Müslüman bunlardan sakınmalı, bunun için de Kur’an’ı iyi anlayıp gereğince yaşamaya çalışmalıdır. Böyle olursa, gizem peşinde koşan sır satıcıları, tarot ve benzeri kart avcıları, yıldızlara bakarak ahkam kesen gök falcıları, rüyalarla paralel din oluşturan sahte din tüccarları, ruhsal boşluktan yararlanan manevi duygu simsarları ve daha niceleri, ancak o zaman Müslüman mahallesinde salyangoz satamazlar ve kandıracak Mü'min bulamazlar.
Demek ki, bunlara aldanmamanın ve kapılmamanın en etkili ve sağlıklı yolu; akıl ve doğru bilgi ışığında Kur'an'ı iyi anlamak, bedenimizi beslediğimiz gibi, ruh dünyamızı ve manevi hayatımızı da vahiyle beslemektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: