Son zamanlarda barınma sorunu kriz haline dönmüş durumda. Her canlının barınmaya ihtiyacı vardır ve bu temel ihtiyaçların en önde gelenlerindendir. Ülkede gelir durumundaki adaletsizliklerin önüne geçilemeyince sorun krize dönmüş durumda.
Aslında insanın yeme, içme, nefes alma gibi temel fizyolojik ihtiyaçlarının ardından, yaşamını güvenli bir şekilde sürdürebilmesi için barınma ihtiyacı gelir. Barınmak, doğada diğer canlılara göre daha savunmasız olan insanın, doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmasıdır.
Barınma krizi, sadece bir gayrimenkul problemi değil; aynı zamanda sosyal eşitsizliğin, ekonomik istikrarsızlığın ve şehir planlamasındaki yetersizliklerin de bir yansıması. Bu krizden çıkışın yolu ise, klasik yöntemlerin ötesine geçerek yenilikçi ve sürdürülebilir konut modelleriyle mümkün olabilir.
Yani kısacası barınma hakkı (veya konut hakkı) uygun konut ve barınak için ekonomik, sosyal ve kültürel bir insan hakkıdır. Bazı ulusal anayasalarda ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nde tanınmaktadır.
Kişilerin insan olmanın onuruyla bağdaşır şekilde yaşamalarını sağlamak için devletin sağlaması gereken en temel haklar arasında konut hakkı bulunmaktadır. Bu hak Anayasa'daki çok sayıda hak açısından da vazgeçilmezdir.
Ev kiraları neden yükseldi? Diye sorarsanız 2025 yılı, Türkiye'de kiralık konut piyasasında yüksek artışların yaşandığı bir dönem olarak dikkat çekti. Ekonomik göstergelerdeki dalgalanmalar, artan maliyetler, yeni yasal düzenlemeler ve arz–talep dengesizliği, kira fiyatlarının sürekli yükselmesine neden oldu.
Kira artışı, sözleşmenin sonlanacağı tarihten önceki aya göre 12 aylık TÜFE oranı ortalamasına bağlı. Aslında enflasyon oranlarına göre yapılan kira artışları nedense maaşlara yansımayınca durum kriz haline geliyor.
İşin içinden nasıl çıkacağını bilemeyen emekli ve asgari ücretli çoğunluk yolunu şaşırmış durumda ve ne yapacağını da açıkçası bilemiyor. Öyle ki kiralar asgari ücreti geçtiği için bir evde kaç kişi varsa çalışmanın yollarını arıyor. Barınma krizinden söz ederken , etrafınıza baktığınızda birden inşaatın mantar gibi ürediğini ve müteahhitlerin satış konusunda hiç de zorlanmadıklarını görüyoruz. Tabii şimdi bu yazdıklarınız ne anlama geliyor o zaman diyeceksiniz. Fakat bizim sözümüz sorunu dibine kadar yaşayan dar gelirli ve üstelik ülkenin büyük bir nüfusunun gelir durumunu gösteren temel ücret asgari ücretle geçinenler ve emekliler içindir.
Bir konut sahibi olmak sabit gelirli aileler için oldukça zor görünüyor. TOKİ eliyle yapılan konutların da bu sorunun çözümü için tam olarak bir yol açamadığını görüyoruz. Çünkü sabit ödemeler olmadığı gibi yatırılacak ön peşinatı bile olamayan vatandaşlarımız var. Yani bir birikim bile yapma imkanı olmayanlardan söz ediyoruz ve bunlar çoğunlukta.
Her ne olursa olsun barınma sorununun ana temel nedeni ve kiraların bu kadar yüksek olması enflasyon olarak gösterilse de, artan konut ve kira vergilerinin önüne de geçilememesidir. Hükümet vergileri yükselttikçe doğru orantılı olarak da enflasyonla birlikte bütün bunlar kiralara yansıyacaktır.
Kira artışlarının oranları zaten size gerçeği açıkça göstermektedir. Ev sahibi-kiracı tartışmaları, bu nedenle ortaya çıkan polisiye olayları hepiniz haberlerden görüyorsunuz. Vergiler düşük olsa belki bu kadar artış olmayacak. Fakat bu saatten sonra önüne geçilemeyen bu durum düzeltilebilir mi orası çok şüpheli.
Ülkenin barınma sorunu umalım ki en kısa zamanda çözüme kavuşsun diyeceğiz demesine de ülke ekonomisindeki dalgalanmalar durulmadıkça bu sorun göz ardı edilmeye de devam edecektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: