Mızrak çuvala sığmıyor!...
Nimet DÖNMEZ

Nimet DÖNMEZ

Mızrak çuvala sığmıyor!...

11 Mart 2022 - 11:30

Bir şirket, sürekli borç alarak kendi varlığını sürdürmeye başlamış ise sonu yakındır. Çoğu kez böylesi şirketler, çoktan ölmüştür de bunun henüz farkında değildir. Böylesi şirketleri kurtarmaya kalkmak, morgdaki cesede serum bağlamaya benzer. Bunu neden söylüyorum? İşte ülkenin durumu ortada bir yerde savaş çıkıyor ve sanki orada savaş çıkmamış da ülkemizde çıkmışçasına etkisinde kalıyoruz. Hiçbir tedbir alınmamış, hiçbir şekilde sorunlar çözüme kavuşturulamıyor. Maliye Bakanına verdiğin sözleri yerine getir denilerek bu işin içinden çıkmayı kolaylaştırmıyor. Çünkü vatandaş yaşadığı gerçekleri biliyor. 

Son zamanlarda iyice çıkmaza giren ülke ekonomisi, enflasyonda bugüne kadar görülmemiş rakamları grafiklere yansıtıyor. Rakamlar öylesine yükseldi ki artık TÜİK bile gerçeği saklayamaz duruma geldi. Yani mızrak çuvala sığmıyor.

Her akşam petrole ne kadar zam gelecek beklentisi içindeki taşıt sahipleri, petrol istasyonlarında kuyruklara sebep oluyor. Aslında bir önceki gün kaçtığı zamlı alışverişi ertesi gün paşa paşa yapmış oluyor. Değişen hiçbir şey yok… Ülkede yağın köküne kıran girdi millet marketleri bastı. Ne iç acıtıcı durum. İnsan o görüntüleri görünce kendinden utanıyor. Zengin tarıma elverişli ülke topraklarına ne oldu? Ayçiçeği ya da mısır ekemez duruma mı geldik. Yoksa bakanların yurtdışında danışmanlık yaptıkları şirketlere pay çıkarmak için kendimizi ithal ürünlere mi zorladık? Yazık ülkemin cennet topraklarına ve ne yazık ki bu ülkeyi üretemez duruma getirenlere!...

Savaş iklimi, salgının gölgesinde nefes almaya çalışan dünya, ekonomik büyümeleri gölgelendi. Şimdi borçları besleyen muslukları temizleme zamanı… Gelirin gidere yetmiyor oluşu borcu besleyen en önemli musluklardan birisi.

Borcu, hibe sanma gafleti, şirket batırmanın en büyük baş belası olmuştur. Tıpkı kredi kartının bir ödeme aracı değil de kredi enstrümanı olduğunu sanan kart sahipleri gibi… Bir ara herkesin cebinde beş on bankanın kredi kartı bulunuyordu. Ve bu batakta çok zarar gördüler.

Bankalar, sokak ortasına kurdukları bankolarda, gelip geçene kredi kartı dağıtır olmuşlardı. Diğer tarafta, faiz ucuz ise krediye hücum olduğuna şahit oluyorsunuz. Bu durumda bankaların sorunları artıyor, sistemin riski yükseliyor ve sistem; topyekûn krize girebiliyor.

Borç; nadir durumlar haricinde vazgeçilmezdir. İhtiyaçlarını karşılamak için geliri yetmeyen bir kişi, şartlar uygun ve ödeme planı sağlam ise, gelecek riskini göze alıp borçlanabilir. Özellikle, ekonomi büyüsün diye finans sisteminin sağladığı imkânlardan biri de budur. 

Geçtiğimiz yazılarımızda anlattığımız Merkez Bankası’nın faizlerle ilgili yaptığı açıklamaları ve siyasal faizin ne anlama geldiğini anlatmıştım. Burada tekrar etmek istemiyorum. Ancak, Merkez Bankası faizleri düşürerek bankalara sağladığı düşük faizli kredilerle bankaların limitlerinin artmasını sağlamış oldu. Bu ekonominin büyümesi için gerçekleştirilmiş bir adımdı. Bankalar bireysel kredilerde imkanları tüketicilerine daha cazip hale getirmeye başlayınca, tüketici kredileri kullanımında artışlar yaşandı. Hal böyle olunca piyasalarda sıcak para hareketi ve paranın kullanımında artış da sağlanmış oldu.

Borçlanarak altına yeni araba alan kişi, büyük ihtimalle borcun altında ezilecektir. Nitekim her 5 kişiden biri bu ve benzeri “kolay borçlanma” tuzaklarına düşmüş ve aldıkları borcu, satış arttırıcı alanlarda değil de konfor arttırıcı alanlara harcamışlardır. Bu durum da tabii olarak kişinin batışının başlangıcı olacaktır. Burada önemli olan borcun konfora harcanıyor olması ve hiçbir şekilde üreterek kazanmanın karşılığını sağlayamamasıdır.

Tarımsal kalkınmada artık beklemeye tahammül kalmamıştır. Bugün tüketici pazardan eli boş dönüyor, market market dolaşıp hangisi ucuz diye dolaşıyorsa bunun sorumlusu tarımda gerçekleştirilemeyen reformlardır. Zengin ülke topraklarını beton ekonomisine boğmaktan ne zaman kurtulacağız? Tarım arazilerine yüksek katlı binaları yapmaktan ne zaman yorulacağız? Tarımda artık dışa bağımlıyız ve bundan bir an evvel kurtulmak gerekiyor. Bu yıl kuraklık kelimesini artık kullanmayacağız. Topraklar yağışlardan bereketlendi. Barajlar doldu. Artık harekete geçmek ve tarımsal üretimin kapılarını açmak gerekiyor. Satışı yapılan hazine arazileri halka açılıp üretim yapmaları sağlansa, köye dönüş ve hayvancılık, meyve sebze üretiminin yolları açılsa, gençler bu alanlarda çalışmaya yönlendirilse ve onlara istihdam sağlansa bir bütünün parçaları birleşecek ve ekonominin mihenk taşları yerine oturacak.

Bugün borç batağında ne yapacağını şaşırmış, fırtınaya yakalanmış küçük bir tekne gibi oradan oraya savrulmayan gençlik üretimde ve çalışma hayatında yerlerini almış olacaklardır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar